Pazartesi, Ocak 04, 2010

su

su medeniyetmiş ben burda bunu iice anladım.
cumartesi sabahından beri kesik olan sular pazartesi sabahının şu kör saati oldu hala gelmedi.pazar günkü fırtınadan sonra bi ara elektrikler gitti ve gelmesi saatler aldı.neyse elektrikler geldi ama sular hala yok.Resmen iiden iiye mahrumiyet bölgesine döndü burası.Bi ara elektrik yok su yok akşamın bi vakti öylece oturduk yapacak daha doğrusu yapabilecek hiçbişey olmadan.Dışarda bissürü yağmur, kar var ama işe bakki su yok.Neymiş efendim su depoları elektrikle doluyormuş da elektrik gidince depolarda boşalmış da dolması 6 saati bulurmuş.Kaç 6 saat geçti nerde sular, cumartesi elektrikler vardı da ne oldu sular yine yoktu.Ay cidden çok sinirlendim.Bu ne biçim belediye bu ne biçim hizmet anlayışı.Bir de neymiş efendim bu belediye başkanı çok iiymiş de herkes çok seviomuş da hangi partiden girseymiş zaten o kazanırmış falan da filan.Sen insanların en temel ihtiyacını karşılayamaacaksan kusura bakma da olma yani belediye başkanı falan.Bişey yiyip içemiyoruz da çünkü tükettiğimiz kadarını da çıkartmak gerek sonra malum.Geldiğimizden beri susuz yaşamaya alıştık resmen.Kime ne diceksin işte burası böyle.

biterken:direc-t - git

Perşembe, Aralık 31, 2009

2oo9-2o1o

yeni bir yıla girmeye saatler kala sanırım bitmek üzere olan bu yılın bi çetelesini tutmam gerekiyor artık geç de olsa:)
her ne kadar çok büyük anlamları olmasa da yeni yılların benim için yine de düşündürür bir geçiş dönemi şeklinde;o an'ı, geçmiş seneyi ve gelecek seneyi.geçen sene bursadaydım, şu an tutakta, seneye ?:)
bu yıl -özellikle de ikinci yarısı- fazlasıyla hareketli oldu benim için.ilk yarı zaten gayet monotondu klasik intörnlük, nöbetler, dersane ev...ikinci yarıda yıllık yazıları,mezuniyet,balo,bursadan ankaraya taşınma-hüzün-,milli kütüphane,tus,memuriyet,tutak,tutak'a gelme.
şimdi pansiyonumda oturmuş gözümün önünden geçiyor fotoğraf kareleri.tam olarak bu sabah farkettim ki ben uzun zamandır özlem çekmemişim bugün büyük bir özlem içinde olduğumu farkettim, özlem duyduğum şeyi tam olarak bilmiorm ama bir şeyleri, birilerini özlüyorum(en büyük özlem bu şekilde olur inşallah:))
aslında kafamda pansiyonda tembellik yaparak,film izleyerek aklım boş bir şekilde hiçbir şey düşünmeden geçirmek vardı bugünü ama bizim hemşirelerden birine gidecekmişim gibi görünüyor, hem zaten aklımı tamamen boşaltamayacağıma göre nerde olursa oliim tam anlamıyla rahat olamıcam zaten.
tam olarak geçen sene bu zmnda şimdi nerede olacağımı merak ediyordum şimdi geçmiştir sanırım bu merakım:) ama şimdide seneye bu zmnı merak ediorm ah bu benn:)her zmn olduğu gibi şimdi de umuyorumki annecim babacım ve kardeşlerimle hep beraber mutlu olmaya devam ederiz inşallah.Amiin:)
herkese mutlu yıllar!:)

biterken:the temptations-stand by me

Çarşamba, Aralık 30, 2009

tıp örencisi olmak...

Bu öyle bir şey ki hem doyuma ulaşmak hem hayata doyamamak.Öğrendiklerinle vay be diye şaşırıp, gaza gelip tamam iyi bi doktor olcam diyip insanlara maksimum yardım şansına sahip olarak doyuma ulaşmak ama aynı zamanda hayata, gençliğine (belki de ilerde ailene)doyamamak.
Hele ki küçük yaşlardan beri bunun hayaliyle yaşıyorsanız tıp fakültesini kazandığınız andan itibaren içinizde bir sevinç yumağının birikmesi tıp öğrencisi olmak.Ama aynı zamanda okul başlayıp da 250 kişilik bir amfiye derse girince 'benim hayallerim bu değildi' demek.Daha 1. sınıfta çok gaz olupta 'ben farklı olcam.iyi bir doktor olcam çok çalışcam'diye bir gazla başlayıp; tıpla alakasız derslerle başlayan, hocaların iptidai yöntemlerle ders anlatmasıyla ve sanki daha 18inizdeyken herkes sizi bulunuğunuz o yerden soğutmaya çalışıyormuş gibi olan her olayla devam eden furyayla bu gazın kısa sürmesiyle 'tamam ya ben derslerimi geçiyim yeter' diye düşündürüp tüm heveslerinizi kursağınızda bırakan bir olay. Daha sonraki yıllarda da (2. ve 3. sınıf)aynı şekilde bir dünya dersle uğraşıp daha sonra sınav zamanı 1 haftada 9 sınava girip*(haftada derken 5 iş gününü kastediyorum) tüm yaşam şevkinizin bir anda sönmesine sebep olan ama sınav olmadığı zamanlarda diğer fakültedekiler kadar olmasada mutlu olunan bir durum.Ama bir de havalar güzelleşip herkes çimlere yayılırken, senin ders çalışma zorunluluğun olup 'havalar kötüleşsin' diye iç geçirten durum.Hele şenlik zamanları herkes coşup eğlenirken sadece tıp fakültesindekilerin sınavlarının sanki başka gün yokmuş gibi senede bir olan bu 4güne koyulması takdire şayan bir durum elbette. 'Tamam en azından benim ne olacağım belli' diye pollyanavari bir düşünceyle iç rahatlatmaya çalışırken tus faktörü araya girdimi iyice iç bunaltan durum.Tabi fakültedeki bu zaman kadar geçen süre içinde fotokopide geçen zamanı hesaplayamıyorum bile.
Artık hastaneye gelinip önlük iyice vücuda oturunca kliniklere başlayıpta biraz daha doktor olmanın zevkini tadınca 'sanırım doğru yerdeyim' diye düşündüren, hastanede giderken birinin sizi dr.hanım/bey diye durdurup bir yer sormasıyla ve o insana o yardımı etmenin bile verdiği mutlulukla tekrardan 'iyiki burdayım'dedirten olay.
Tabi bide kendine/sevdiklerine gördüğün/okuduğun her hastalığı yapıştırma durumu varki en kötüsü de bu, insanı paronayak yapıyor.Ya da içtiğin kahveler yüzünden gastrit olmak, uykusuz geçen geceler sonunda ruh gibi dolaşmak tıp öğrencisi olmak.Sonra sınavda (sözlüde) malign bi hocaya düşüp tüm iyi niyetlerinin, çalışmalarının, uykusuz kaldığın gecelerin, yorgunlukların heba olup yaz okuluna kalmak tıp öğrencsi olmak.
Kısaca, dahiliye staj sınavından bir gün önce bunları yazmak, bu kadar karamsar olmak ama yine de 'iyiki burdayım'diye düşünüp, şükredip, mutlu olup, içinde ümit beslemek geleceğe dair.-fzt-(04.04.2007)


daha önceden de muayene için gelen ve biraz muhabbet ettiğim lise öğrencilerinden biri elinde sevkiyle yine gelmişti.Şikayetini sordum 'hocam aslında benim bi şikayetim yok ben sizi ziyarete geldim' diyince gülümsedim bi an, hoşuma gitti demekki dedim artk beni iice kabulleniyorlar (aslında bilemedim bu ii mi kötü mü:)).lise son sınıf öğrencisiydi, önceden de konuşmuştuk tıp istiyormuş .Onu duyunca yıllar önceki bu yazı geldi aklıma.Acaba o zmndan bu zmna kadar geçen süre kadar bi süre daha geçtiğinde nerelerde, şu an için bilmediğim hangi yabancılarla olucam?


biterken:nancy sinatra-bang bang

bayrağın dalgalandığı her yer...erdal-karacan-döşkaya


aslında 'off' günüm olduğu için hasta bakmayacaktım, sadece bi gidip tuğçeyi uğurlamaya geri dönecektim ama işte şu hala daha bizi uğraştırmaya devam eden domuz gribi aşıları için yeniden köye gidilmesi gerekiyormuş bu sefer okullar aşılanıyordu ama doğrusunu söylemek gerekirse okullara sadece gittik yani üç köyde toplamda -yaklaşık- on kişi aşı olduğu için gittik, formlarımızı doldurduk, döndük diyebilirim ama işin ilginç yanı ben eğlendim:)

gideceğimden önceden haberim olmadı o yüzden köy soğuklarına,çamurlarına hazırlıklı değildim ama yollar ve hava tahminimizden ii olduğu için sorun yaşamadık.hatta geçtiğimiz yollar çok güzeldi bi ara dayanamadım arabayı durdurmalarını rica ettim, aşı ekibi her beraber fotoğraf çekildik sonra da yolumuza devam ettik: ağrı-erzurum-muş üçlemesinin sınırındaki 'döşkaya' ya kadar gittik.

intörnken acildeyken bi prş asistanı vardı plastiğin en çömüydü, acilde bi vaka olduğunda onu görderirlerdi sürekli o yüzden muhabbetimiz vardı.bi gün yine konuşurken 'benim mecburim ağrıya çıkmıştı.ağrıya giderken...'şeklinde başlayan bi cümle kurmuştu ama yani öylesine bi konuşmaydı ben de o an içimden 'ağrı neresi, ağrı ya nasıl gidilirki bana ağrı çıksa hiç gitmem herhalde' die geçirdiğimi hatırlıyorum da çok gülüyorum şimdi kendime fazlasıyla büyük konuşmuşum sanırım:)

bayramdan önce de yine aşılar için başka bir köye 'hacıyusuf' a gittiğimiz de -ki o zmn daha yorucu bi gün geçirmiştik; havalar daha soğuktu ve biz kapı kapı tüm köyü gezmiştik benim de sahada ilk deneyimim olduğu için baya yorucu olmuştu ama- hiç şikayet etmemiştim halimden (buna benbile şaşırmıştım)hatta o zmnki aşı ekibi bana defalarca hocam siz ali hocadan daha dayanıklı çıktınız demişlerdi(benden bi gün önce de aliyle sahaya çıkmışlardı). İşte o gün bir çay molası vermek için girdiğimiz evde otururken sağlık memuru bana baktı ve 'hocam siz nerelisiniz' diye sordu 'ankaralıyım' dedim ardından nerede okuduğumu sordu 'bursada' dedim ve güldü neden sordunki dedim, 'işe bak ankarada büyü, bursada oku sonra sen kalk tutaka gel' dedi.güldüm ben de.İşte tam o an aklıma 'o' geldi uzun bi aradan sonra.Ben inatla -mecburi hizmet henüz bana bu kadar yakın değilken- ben mecburide douya gidicem oradaki insanlara yardım edicem derken O bana ' ben seni tanıyorum sen oralarda yapamazsın dayanamazsın oralara, iki gün sonra dönersin' diyordu.Ya O beni tanımamış ya da ben gerçekten çok değişiştim.Sadece gülümsedim o günlerdeki halime...(kendime de maşallah diorum bu adaptasyonum için).Nerden nereye...
Dün üç farklı köy okuluna gittik, kiminde 1oo öğrenci var kiminde 3o-4o.Az sayıda öğretmenleri de var.Bir de bayrak dalgalanıyor biz de bayrağın dalgalandığı her yer vatandır misali görüyoruz buraları:)
Bayram sonrası tutaka döneceğim zaman maaile beni havalimanına bırakmaya giderken, annem havalimanı yolu üzerindeki biraz da tepelik gibi gözüken yerdeki evlere bakıp 'burda da insanlar yaşıyor' demişti 'anneee sen daha nerelerde insanlar yaşıyor bilmiyorsun' demiştim tutakı kastederek tabi bunu dediğim zamanlarda ben de henüz görmemiştim döşkaya yı:)
biterken:aslı-kördüğüm (bugünlerde bi fazla dinler oldum bu şarkıyı da neden acaba:))

Perşembe, Aralık 24, 2009

iki günlük bebeğini muayeneye getirmiş uzak köylerden birinden, şikayeti bebeğin ağlamasıymış evet evet iki günlük bebeği ağlıyormuş o yüzden gelmiş.bir başkası 4 aylık bebeğini getirmiş, sanırım çocuk doğduğundan beri tırnaklarını hiç kesmemişler parmağının son falanksı kadar tırnak boyu vardı bu ne böyle çocuk yüzünü gözünü çizecek neden kesmiyorsunuz dedim annesi de korkuyorum dedi neden die sordum meğerse çocuğun tırnaklarını keserlerse çocuğun uykusunun bozulacağına inanıyorlarmış o yüzden de kesmezlermiş sonra muayene etmek için çocuğun üstünü açmasını istedim ve karşıma resmen bi lahana bebek çıktı:) 7-8kat, çarşaf parçalarına benzeyen kumaşlarla sarılmıştı çocuk aç aç üstündekiler bitmedi,bu ilk kez gördüğüm görüntü deildi zaten bişey de demedim.

burdakiler küçük yaşlarından beri patır patır çocuk doğurdukları için ve çok çocukları oldukları için sanırım pek dikkat etmiyorlar çocuklarına o yüzden baya bi şaşırttı bizi bebeği ağladığı için dr.a getiren o aile. geçen ayda bizim köylerden birinde bi intihar vakası olmuştı biz de otopsiden sorumlu olduğumuz için çağrılmıştık.intihar eden kişi yirmi yaşında bi bayan, 4 çocuğu varmış.neden intihar etti bilinmez ama o yaşta o kadar çocukla belki de haklı diyor insan...
bu arada bizim köylerden birinde dedim de güldüm kendime nasıl sahiplenmişsem artık buraları:)
ben ank.da büyüdüm ama ank.ın ilçerini doğru düzgün bilmezken (hatta yakın zmn a kadar sorsalar 'ilçe' kavramına da çok hakim değildim cidden hani nerelisin dediklerinde 'içinden' ya da 'merkezden' demenin ne demek olduğunu üniversitede anlamıştım:)) şimdi ağrının bi ilçesinin köylerini biliyorum :) bayramdan önce h1n1 aşısı için köylerdeki evleri tek tek gezerken (sağlık müdürünün isteği üzerine aşılama ekibinde herhangi bi yan etki gelişirse die bir de dr bulunması gerekiyordu hayır anlamadığım tmm biz gidiyorduk ama elimizde hiçbişey yoktu bi reaksiyon olsa napardık bilmiyorum) bi eve gittik kadın 27 yaşında on tane ocuğu varmış hepsini de evde doğurmuş güle güle anlatıyordu gerçi o gülmeleri pek hayra alamet gözükmüyordu ama:) kadın 14 yaşında evlenmiş sanırım o gün sonra da hiç boş durmadan çocuk doğurmuş.En büyük çocuğu da şimdi hamileymiş işe bak kadın 28 yaşında anneanne olacak:)

bu arada sanırım artık 23-26 yaş tüneline de iice girdim:) facebook u bi açıyorum çoğu arkadaşım şafak sayıyor oluyor ya kendi şafağını ya da askere giden sevgilisinin şafağını.Son iki ay içinde de çok fazla arkadaşımın nişanlandığı haberini aldım. İstesemde istemesemde kabullenmem gerekiyorki artık yaş alıyoruz:)
İnsan büyüdükçe, yaşlandıkça o yaşa ait tünellerden geçiyormuş gibime geliyor: ' yaş tünelleri' .yani mesela 17-19 yaş tünelinde lise biter, üni. hayatı başlar arkadaşların hemen hepsi o dönemden geçer sonra 20-23 yaş tüneli gelir artık mezuniyetler vardır bu tünelde bir de sen 6 yıllık bi okulda okurken dier arkadaşların çoktan mezunolup işe güce karışır, daha sonraki tünellerde askerlikler, evlilikler... kendi tünellerimizde hep iiliklerle karşılaşırız umarım:)

biterken:kolpa-koşa koşa

Cumartesi, Aralık 19, 2009

tutak'ta yaprak dökümü

dün geceden beri durmadan yağmaya devam eden kar her yeri kaplamıştı il sağlık müdürlüğündeki işleri halletmek için ağrıya gidip gitmemek konusunda bi müddet tereddütten sonra (henüz nöbetten gelmeyen) tuğçe yi aradım en sonunda gitmeye karar verdik.
tuğçe hastanede ikinci istifa dilekçesini yazdı(-1-) adnan abi imzaladı vee ağrıda toplu halde çeşitli işleri olan 6 kişi ağrıya doğru yola çıktık:) ee tabi ne de olsa burası tutak işleri biriktirip birikirip öle gitmek lazım:)
kar yağışı aynen devam ediyordu neyseki yol düşündüğümden iiydi gerçi yine bi iki yoldan çıkmş otobüs kamyon görmüş olsak da buralar için normal şeylermiş onlar sanırım zmn la onlara da alışırım:)
defterdarlıkta eceyle karşılaştık şu hale bak bursadan sınıf arkadaşınla ağrı'da karşılaş, o da naklini aldırmak için gelmiş
il sağlık müdürlüğüne gittik tuğçe dilekçesini verdi(sanırım cidden gidiyor), bu arada beraber geldiimiz hemşirelerden biri de istifa etti(-2-), ben de şu soyadımı düzeltmeye çalıştm hadi bakalm bi dahaki ay düzelcekmiş ama pek umudum yok:)



sevmiyorum işte bunu; bi yere, birine, bişeye alışmayı bu kadar çabuk alışmayı sevmiyorum sonra ayrılmak zor oluyor boş yere hüzünlendiriyor.şu son öğretmen atamalarında bizim yurttan bissürü kişi başka yerlere atandı(yaprak dökümleri3,4,5,6...) ya cidden bazısı sadece öylesine merhabam olan insanlar ama onların bile gidecek olması ne biliim bi deişik hissettirdi.ya hep beraber gidelim kimse kalmasın buralarda ya da kimse gitmesin ya da sadece ben gidiim olmaz mı:)

neyse sağlık müdürlüünde işimiz bittikten sora ağrının yollarında tuğçeyle amaçsızca dolaşırken birbirimize baktık ağrıdayız bilmediimiz bi şehirde, doğuda geziyoruz die tıpkı muşta, ığdırda tatvanda ya da son iki ayda gidip gördüğümüz herhangi bir doğu ilinde olduğu gibi:) daha da garibi dönüşte bizi alacak bi araba vardı tutaktaki eczacı:)o da ağrıya gelmiş dönüşte beraber dönecektik, bilmediğimiz şehirde, alışkın olmadığımız iklimde, 3 ay öncesine kadar hiç bilmediğimiz insanlarla iletişime geçerek...hayat bi garipsin yaa:)
mecburiyet caddesi lakaplı cumhuriyet caddesine doğru giderken arkadan bi araba yanaştı içinde bizim repreplerden biri bi kahve içtik beraber nasılsa yürürken bi amacımız yoktu hayır demedik ona da.yeni açılan bi yer varmış cidden şaştık kaldık cafe tarzı üst katı bar ama yani kesinlikle ağrıya göre fazlasıyla ii hatta çou büyük şehirde bile ii sayılabilir öle bi yer burdakilerin dediği gibi batı gördüğü belli buranın sahibinin dedik cidden de öyleymiş:)
geçen hemşirelerle konuyorduk geçen yeni yılda nerdeydim şimdi nerdeyim seneye nerde olcama acaba:)hadi bakalım hayırlısı.

biterken:greenday-time of your life

Perşembe, Aralık 17, 2009

her yerde kar vaar:)

  • akşama doğru yağmaya başlayan kar son sürat yağmaya devam ediyor ve daha şimdiden baya bi yükseklik oluşturdu.yrn ocağa nasıl gideceğim şimdiden merak konusu(yusuf un dediği gibi şaseye dikkat etmek lazım:))
  • aralık ayındayız, ağrıdaym, dışarda eksi bilmem kaç derece souk var odamda pencere sonuna kadar açık, üzerimde bi kısa kollu hala daha sıcaktan yakınıorm aman maşallah:) sanırım pansiyonun kendi internet sitesinde yazdıı gibi burası iklimlere meydan mı okuyor ne?!
  • tuğçe son nöbetini tutuyor bikaç gün içinde de döner sanırım bakalm neler olacak
  • tutak halkı varlııma yavaş yavaş alışıyor sanırım; 'hemşire hanım'dan sonra 'dr.bey'liğe terfi ettim
  • aslında sabah aynaya baktığımda beni gülümseten ve akşama bunu kesin yazmalıyım dedirten bişey vardı aklımda ama ne olduunu çoktan unuttum o yüzden böle geveliorm işte şimdi
  • bugün ne burakla aşaıya indim laflamaya ne tuğçeyle uzun uzun muhabbet ettim(nöbette oldu için edemedim tabiki) ne de gelince uyudum hadi bakalm ilerleme var hayırlısı aman maşallah böle devam eder inşallah
  • il sağlık müdürlüğüne gitmem lazım ağrıya bakalm yrn öğleden önce gidebilirsem ve işimi halledebilirsem ii olur ayrıca burdaki taşlıçay ilçesiyle soyadımın benzerliğinden dolayı yeni soyadımın taşlıçay olmasını görmekten ve bunu düzeltmeye çalışmaktan bıktım!en son dün bakalınlığın sitesine bakarken yeniden kendimi zeynep taşlıçay olarak buldum
  • küaybekar msn de biraz onunla konuşiim bari.şimdilik bu kadar:)

biterken:simple plan-perfect