Cuma, Ocak 08, 2010

haberlerde tutak:)

2 gün önce akşam haberleri izlerken tutak'la ilgili bi haber vardı:köyde oturan öğrenciler okula gidebilmek için yaz-kış demeden ufak bi gölet varmış ordan geçmek zorundalarmş.Öğrenciler kışın soğuğunda paçalarını sonuna kadar sıyırıp -ki bu onlar için tüm bacak boyu demek- o sudan geçiyorlarmış.bi baktım resmen bizim tutak:) öğrenciler de yatılı ilköğretim bölge okulu var(YİBO)oranın öğrencileriymiş hemen bizim sağlık ocağının yanındaki okul.Daha sonra kanalı değiştirdim başka bi haber çıktı ağrı'da hamile bir kadın kar yolları kapadığı için yolda kalmış ambulansla beraber.Olay yeri de bize on dk.uzaklıktaki hamur ilçesi.Şaşırdım.Geçen senelerde de hep benzer olaylar, haberler olurdu tv lerde ama o zmn benim içi pek bi anlam ifade etmezdi bu haberler şimdi ise ben de o haberlere konu olan yerlerden birinde yaşıyorum.Garip(son zmnlarda o kadar çok kullanır oldum ki bu kelimeyi).
Okula gitmek için sudan gemek zoruda olan öğrenciler dikkatimi çekti.Yani senelerdir gerçekten öyle mi yapıyorlardı(haberde dediğine göre orda bi köprü temeli atılmış 13 yıl önce ama hala tamamlanmamış çou şey gibi) ya da hadi tamam öğrenciler geçti ordan diyelim diğer insanlar ne yapıyorlarki tutak'a gelmek için.
Köyün adı 'adakent'.Bugün de bi çift geldi, çocuklarını getirmişler.Nerde oturduklarını sordum adakent'teymiş.Hani şu haberlerde çıkan yer mi dedim evet dediler.Ee siz nasıl geldiniz cidden doğru mu o su meselesi dedim (yalnız olaya bak artık haberlere de güven kalmadı.doğru mu die soruorm) evet doğru dediler.Ben hala şaşkın ve inanmak istemez bir şekilde nasıl yani siz de o sudan mı geçip geldiniz dedim evet dediler.Ben hala inanmak istemiorm nasıl yani dedim siz elinizde bu bebekle o sudan mı geçtiniz başka bi yol yok mu die sordum.Başka bi yol yokmuş onlar da o sudan geçip gelmişler.
Öğleden sonra da bi öğrenci geldi hasta olarak.YİBO öğrencisiydi.Evinin nerde olduğunu sordum o da adakent dedi.Dayanamadım ona da sordum siz gerçekten öyle sudan geçip mi geliosunuz die(napiim ama inanılacak gibi deil) evet dedi.Nasıl yani resmen souk-sıcak demeden öyle geçiosunuz mu dedim evet dedi.Kızlar napıo peki dedim.Onlar bacaklarını sıyırıp sudan geç(e)medikleri için okula da gitmiyorlarmış.Ben hala inanmak istemeyerek resmen başka bi yol yok mu die sordum çocuk da yok dedi.O sırada arkada sıranın kendisine gelmesini bekleyen dier bi hasta söze karıştı:Hocam var aslında başka bi yol ama dolanmak gerekiyor o da 1o-15 km.uzatıyor yolu o yüzden o sudan geçiyorlar, dolanmamak için yolu tercih etmiyorlar dedi.Aslında yıllar önce köye köprü yapılması için para gönderilmiş hatta köprünün temeli de atılmış ama işte yıllardır devamı gelmemiş.Ordaki insanlar da yolu uzatmak yerine sudan geçmeyi tercih ediyorlarmış(burdaki insanlar sanırım tahminimden daha dayanıklılar soğuğa).
----------------------------------------------------------------------------------------------

Yıllar önce klinik stajlara yeni başlamışken, gördüğüm hiçbi hastayı unutmuyordum.Hatta mesela atıorm dahiliye stajındayım dielim bi hasta geldi, bi zmn sonra aynı hasta geldiğinde ve asistan onu hatırlamadığında biraz şaşırıyordum kendi kendime de ben böyle olup unutmak istemiorm hastalarımı, unutmıcam da diodum.İntörnken de nisbeten biraz daha unutkan bi bünye olsam da -bunun sebebi gördüğüm hasta sayısının gittikçe artması olabilir mi acaba:)- klinikte yatan hastaları hatta yakınlarını bile hatırlıodum.
Buraya geldim ilk ayımda bi gelen hasta daha sonra yeniden geldiğinde onu hatırlıyordum hiç olmazsa daha önceden bana geldiğini hatırlayabiliyordum:) ama geleli daha 3 ay oldu ki artık yavaş yavaş unutkanlığımın (aslında bu tam olarak bi unutkanlık sayılmaz bence:)) arttığını farkettim.Bi hasta geldi bugün, daha önceden de gelmiş bana bi şikayeti varmış ben de ilaç yazmışım, çok ii gelmiş teşekkür ediyordu.Öylece baktım suratına.Açıkçası çok mutlu oldum memnun kaldığı ve bunu dile getirdiği için ama farkettim ki ben o adamı daha önceden gördüğümü hiç hatırlamıyorum! adama baktım yok yok cidden hatırlamıyorum, o hala konuşmaya dvm ediyor.Bi ara 'ben mi yazdım ilacı' diyecek oldum, sustum.Karneye baktım, eski reçetelere baktım cidden de benim yazım vardı arka sayfada ben yazmışım inanamadım. Artık ben de o olmıcam dediğim duruma düştüm, piştim mi ne:) Bu da insan hafızasının normal bi durumu diip kabullencem sanırım zmn.la.
Bu arada yeni yılla birlikte poliklinik defterindeki protokol numaraları yeniden birden başlıyormuş bu da demek oluyorki yılbaşından önce baktığım 1733 hasta sayısı sıfırlandı.Acaba hafızam da onunla birlikte gördüğüm hastaları sıfırlar mı:)

biterken: simple plan-save you

Çarşamba, Ocak 06, 2010

kısa kısa



  • yıl bitio yıl bitio derken yeni yıla da girdik hatta üstüne bi hafta geçti bile.ben de çok sakin bi yılbaşı akşamı geçirmeyi düşünürken -ki ne zmn bişe yapmayı/yapmamayı düşünsem hep tam tersi oluo- hiç ummadığım bi yerde ummadığım kişilerle çok atraksiyonlu deil ama sakin denemeyecek bi şekilde girdim yeni yıla.Hastanedeki dr.lardan memet,bizim ebelerden biri, ben, hastanedeki röntgen teknisyeni; hastanedeki ebelerden birinin evinde 2oo9-2o1o geçişini yaptık.Alakasız bi yer alakasız kişiler.Sanırım o zmn.ı unutmam pek mümkün deil:)


  • çok ama çok kar yağdı buralara.tüm köy yolları kapandı.okullar tatil oldu.hastalar gelemez oldu.uzun zmn.dır böyle kar görmemiştim.yıllar sonra kartopu oynadık.elektrikler sular internet kesildi.cep telefonları çekmez oldu (turkcellin çekim gücü die bişey yokmuş çünkü bizim buralarda turkcell jeneratör koymamış dier operatörlerde ara ara çekti işte:)).


  • yeni bi eldiven ürettik:normal eldivenin üstüne hastane eldiveni giydik, hem su geçirmedi hem üşütmez oldu:) (küçükken kartopu oynarken eldiven ıslanıpta su geçirince ellerimin soukluundan oyun oynayasım gelmezdi şimdi çözümünü buldum ama artık çok geç sanırım:))


  • pansiyondaki kızları hayatım boyunca hiç unutmam heralde.zor dönemlerde insanlar birbirlerine destek olup daha çok bağlanırlarya burda da öle oldu sanırım bi nevi askerlik arkadaşları gibi hani askerlik arkadaşları yıllar sonra bile hatırlanırya işte burdakilerde benim için öyle oldular zaten şafak da sayıyorum:)


  • sağlık ocağımızın nüfusu artıyor.3 ebe bi çevre sağlığı teknisyeni geliyor hadi bakalım görelim:)

  • bunu da yazmazsam beş madde yazmış olcam ki beş takıntılı biri olarak o rakamı mümkün olduunca kullanmamaya çalışan ben hafiften bi obsesyon yaparak altıncı maddeyi de yazmış oldum böylece:)

biterken:gary jules-mad world

tubaaa'ya




  • uzun bi aradan sonra seni 'gördüm' bugün özlemişim:)
  • odanı da beğendim şe-ka'daki odandan daha temiz görünüyordu şaşırdım:)
  • himym'leri de beraber izleyemez olduk şimdi tek izliyoruz eskiden daha mı güzellerdi ne yoksa sensiz izlediimden mi eski tadı vermiyor bilemedim:)
  • tubaaaaaaa benim elmalarım bitti ziraat fakültesinden elma alır mısın:)
  • dilara apt.no:12nin posta kutusunda çikolatalı mektuplar, istanbul simitleri bulmayı da özledim ayrıca ikter'de burnumda tütüo(bu arada acaba şu an o evde kimler oturuyor:))
  • o diilde acaba şu an şe-ka 3o8'de kim kalıyor ayrıca onun da uykusu geliyor mudur sürekli:)
  • pencereden bakma alışkanlığım burda da devam ediyor ama burdaki yolda seni göremiyorum:)
  • bana yazdıın mektubun karşılığı olamaz bu ama en azından kendimi biraz affettirir di mi:)neyse zaten bi dönem daha orda kalacağına göre hala daha zmn.ım var demek oluo bu di mi:)
  • buralarda artık bana 'havalı' diyen de yok neyse zaten artık eskisi gibi de deilim baya deiştim görsen tanımazsın yani o kadar:P
  • hastalar gelip oram buram ağrıo die anlatırken aklıma sen geliosun bazen ama nedense onlara 'bişey olmaz geçer' diemiorm:)
  • bursayı o kadar özledim ki...hatta bazen 'o kız' ı bile özlüyorum sanki inanmıcaksın ama:) bi yandan da biliyorum aslında bursaya gitsem de artık hiçbişey eskisi gibi deil
  • yeniden bi şenlik olsa da gitsek ne güzel olurdu di mi
  • ben şimdi kiminle film izlicem de krize gircem yaa:)burdakiler alışkın deiller krizlerime şimdi 5oo days of summer ı nasıl izlicem :)
  • hadi bi an önce görüşelim de bi kez daha eternal sunshine of the spotless mind izleyelim olmaz mı:)
  • sweet'e gitmeyi bile özledim ben yaa.diniz'de ders çalışırken uykum gelip sweet'e gidip kahve-çikolata yesem yeniden.
  • sen hastaneye gelsen seni görenler 'aa kardeşin mi' dese ben de Allah korusun desem:)
  • burası benim evimmiş meğersem.töbe töbe Allah ımm:)

  • aslında baya baya uzun bi zmndan beri aklımdaydı sana yazmak ama kısmet bugüneymiş:)
  • hadi bakalm şimdilik bu kadar ben 'gittim'-kaç zmndır böle demiodum nostalji olsn biraz da di mi:)-

biterken:cat stevens-dust in the wind

Pazartesi, Ocak 04, 2010

su

su medeniyetmiş ben burda bunu iice anladım.
cumartesi sabahından beri kesik olan sular pazartesi sabahının şu kör saati oldu hala gelmedi.pazar günkü fırtınadan sonra bi ara elektrikler gitti ve gelmesi saatler aldı.neyse elektrikler geldi ama sular hala yok.Resmen iiden iiye mahrumiyet bölgesine döndü burası.Bi ara elektrik yok su yok akşamın bi vakti öylece oturduk yapacak daha doğrusu yapabilecek hiçbişey olmadan.Dışarda bissürü yağmur, kar var ama işe bakki su yok.Neymiş efendim su depoları elektrikle doluyormuş da elektrik gidince depolarda boşalmış da dolması 6 saati bulurmuş.Kaç 6 saat geçti nerde sular, cumartesi elektrikler vardı da ne oldu sular yine yoktu.Ay cidden çok sinirlendim.Bu ne biçim belediye bu ne biçim hizmet anlayışı.Bir de neymiş efendim bu belediye başkanı çok iiymiş de herkes çok seviomuş da hangi partiden girseymiş zaten o kazanırmış falan da filan.Sen insanların en temel ihtiyacını karşılayamaacaksan kusura bakma da olma yani belediye başkanı falan.Bişey yiyip içemiyoruz da çünkü tükettiğimiz kadarını da çıkartmak gerek sonra malum.Geldiğimizden beri susuz yaşamaya alıştık resmen.Kime ne diceksin işte burası böyle.

biterken:direc-t - git

Perşembe, Aralık 31, 2009

2oo9-2o1o

yeni bir yıla girmeye saatler kala sanırım bitmek üzere olan bu yılın bi çetelesini tutmam gerekiyor artık geç de olsa:)
her ne kadar çok büyük anlamları olmasa da yeni yılların benim için yine de düşündürür bir geçiş dönemi şeklinde;o an'ı, geçmiş seneyi ve gelecek seneyi.geçen sene bursadaydım, şu an tutakta, seneye ?:)
bu yıl -özellikle de ikinci yarısı- fazlasıyla hareketli oldu benim için.ilk yarı zaten gayet monotondu klasik intörnlük, nöbetler, dersane ev...ikinci yarıda yıllık yazıları,mezuniyet,balo,bursadan ankaraya taşınma-hüzün-,milli kütüphane,tus,memuriyet,tutak,tutak'a gelme.
şimdi pansiyonumda oturmuş gözümün önünden geçiyor fotoğraf kareleri.tam olarak bu sabah farkettim ki ben uzun zamandır özlem çekmemişim bugün büyük bir özlem içinde olduğumu farkettim, özlem duyduğum şeyi tam olarak bilmiorm ama bir şeyleri, birilerini özlüyorum(en büyük özlem bu şekilde olur inşallah:))
aslında kafamda pansiyonda tembellik yaparak,film izleyerek aklım boş bir şekilde hiçbir şey düşünmeden geçirmek vardı bugünü ama bizim hemşirelerden birine gidecekmişim gibi görünüyor, hem zaten aklımı tamamen boşaltamayacağıma göre nerde olursa oliim tam anlamıyla rahat olamıcam zaten.
tam olarak geçen sene bu zmnda şimdi nerede olacağımı merak ediyordum şimdi geçmiştir sanırım bu merakım:) ama şimdide seneye bu zmnı merak ediorm ah bu benn:)her zmn olduğu gibi şimdi de umuyorumki annecim babacım ve kardeşlerimle hep beraber mutlu olmaya devam ederiz inşallah.Amiin:)
herkese mutlu yıllar!:)

biterken:the temptations-stand by me

Çarşamba, Aralık 30, 2009

tıp örencisi olmak...

Bu öyle bir şey ki hem doyuma ulaşmak hem hayata doyamamak.Öğrendiklerinle vay be diye şaşırıp, gaza gelip tamam iyi bi doktor olcam diyip insanlara maksimum yardım şansına sahip olarak doyuma ulaşmak ama aynı zamanda hayata, gençliğine (belki de ilerde ailene)doyamamak.
Hele ki küçük yaşlardan beri bunun hayaliyle yaşıyorsanız tıp fakültesini kazandığınız andan itibaren içinizde bir sevinç yumağının birikmesi tıp öğrencisi olmak.Ama aynı zamanda okul başlayıp da 250 kişilik bir amfiye derse girince 'benim hayallerim bu değildi' demek.Daha 1. sınıfta çok gaz olupta 'ben farklı olcam.iyi bir doktor olcam çok çalışcam'diye bir gazla başlayıp; tıpla alakasız derslerle başlayan, hocaların iptidai yöntemlerle ders anlatmasıyla ve sanki daha 18inizdeyken herkes sizi bulunuğunuz o yerden soğutmaya çalışıyormuş gibi olan her olayla devam eden furyayla bu gazın kısa sürmesiyle 'tamam ya ben derslerimi geçiyim yeter' diye düşündürüp tüm heveslerinizi kursağınızda bırakan bir olay. Daha sonraki yıllarda da (2. ve 3. sınıf)aynı şekilde bir dünya dersle uğraşıp daha sonra sınav zamanı 1 haftada 9 sınava girip*(haftada derken 5 iş gününü kastediyorum) tüm yaşam şevkinizin bir anda sönmesine sebep olan ama sınav olmadığı zamanlarda diğer fakültedekiler kadar olmasada mutlu olunan bir durum.Ama bir de havalar güzelleşip herkes çimlere yayılırken, senin ders çalışma zorunluluğun olup 'havalar kötüleşsin' diye iç geçirten durum.Hele şenlik zamanları herkes coşup eğlenirken sadece tıp fakültesindekilerin sınavlarının sanki başka gün yokmuş gibi senede bir olan bu 4güne koyulması takdire şayan bir durum elbette. 'Tamam en azından benim ne olacağım belli' diye pollyanavari bir düşünceyle iç rahatlatmaya çalışırken tus faktörü araya girdimi iyice iç bunaltan durum.Tabi fakültedeki bu zaman kadar geçen süre içinde fotokopide geçen zamanı hesaplayamıyorum bile.
Artık hastaneye gelinip önlük iyice vücuda oturunca kliniklere başlayıpta biraz daha doktor olmanın zevkini tadınca 'sanırım doğru yerdeyim' diye düşündüren, hastanede giderken birinin sizi dr.hanım/bey diye durdurup bir yer sormasıyla ve o insana o yardımı etmenin bile verdiği mutlulukla tekrardan 'iyiki burdayım'dedirten olay.
Tabi bide kendine/sevdiklerine gördüğün/okuduğun her hastalığı yapıştırma durumu varki en kötüsü de bu, insanı paronayak yapıyor.Ya da içtiğin kahveler yüzünden gastrit olmak, uykusuz geçen geceler sonunda ruh gibi dolaşmak tıp öğrencisi olmak.Sonra sınavda (sözlüde) malign bi hocaya düşüp tüm iyi niyetlerinin, çalışmalarının, uykusuz kaldığın gecelerin, yorgunlukların heba olup yaz okuluna kalmak tıp öğrencsi olmak.
Kısaca, dahiliye staj sınavından bir gün önce bunları yazmak, bu kadar karamsar olmak ama yine de 'iyiki burdayım'diye düşünüp, şükredip, mutlu olup, içinde ümit beslemek geleceğe dair.-fzt-(04.04.2007)


daha önceden de muayene için gelen ve biraz muhabbet ettiğim lise öğrencilerinden biri elinde sevkiyle yine gelmişti.Şikayetini sordum 'hocam aslında benim bi şikayetim yok ben sizi ziyarete geldim' diyince gülümsedim bi an, hoşuma gitti demekki dedim artk beni iice kabulleniyorlar (aslında bilemedim bu ii mi kötü mü:)).lise son sınıf öğrencisiydi, önceden de konuşmuştuk tıp istiyormuş .Onu duyunca yıllar önceki bu yazı geldi aklıma.Acaba o zmndan bu zmna kadar geçen süre kadar bi süre daha geçtiğinde nerelerde, şu an için bilmediğim hangi yabancılarla olucam?


biterken:nancy sinatra-bang bang

bayrağın dalgalandığı her yer...erdal-karacan-döşkaya


aslında 'off' günüm olduğu için hasta bakmayacaktım, sadece bi gidip tuğçeyi uğurlamaya geri dönecektim ama işte şu hala daha bizi uğraştırmaya devam eden domuz gribi aşıları için yeniden köye gidilmesi gerekiyormuş bu sefer okullar aşılanıyordu ama doğrusunu söylemek gerekirse okullara sadece gittik yani üç köyde toplamda -yaklaşık- on kişi aşı olduğu için gittik, formlarımızı doldurduk, döndük diyebilirim ama işin ilginç yanı ben eğlendim:)

gideceğimden önceden haberim olmadı o yüzden köy soğuklarına,çamurlarına hazırlıklı değildim ama yollar ve hava tahminimizden ii olduğu için sorun yaşamadık.hatta geçtiğimiz yollar çok güzeldi bi ara dayanamadım arabayı durdurmalarını rica ettim, aşı ekibi her beraber fotoğraf çekildik sonra da yolumuza devam ettik: ağrı-erzurum-muş üçlemesinin sınırındaki 'döşkaya' ya kadar gittik.

intörnken acildeyken bi prş asistanı vardı plastiğin en çömüydü, acilde bi vaka olduğunda onu görderirlerdi sürekli o yüzden muhabbetimiz vardı.bi gün yine konuşurken 'benim mecburim ağrıya çıkmıştı.ağrıya giderken...'şeklinde başlayan bi cümle kurmuştu ama yani öylesine bi konuşmaydı ben de o an içimden 'ağrı neresi, ağrı ya nasıl gidilirki bana ağrı çıksa hiç gitmem herhalde' die geçirdiğimi hatırlıyorum da çok gülüyorum şimdi kendime fazlasıyla büyük konuşmuşum sanırım:)

bayramdan önce de yine aşılar için başka bir köye 'hacıyusuf' a gittiğimiz de -ki o zmn daha yorucu bi gün geçirmiştik; havalar daha soğuktu ve biz kapı kapı tüm köyü gezmiştik benim de sahada ilk deneyimim olduğu için baya yorucu olmuştu ama- hiç şikayet etmemiştim halimden (buna benbile şaşırmıştım)hatta o zmnki aşı ekibi bana defalarca hocam siz ali hocadan daha dayanıklı çıktınız demişlerdi(benden bi gün önce de aliyle sahaya çıkmışlardı). İşte o gün bir çay molası vermek için girdiğimiz evde otururken sağlık memuru bana baktı ve 'hocam siz nerelisiniz' diye sordu 'ankaralıyım' dedim ardından nerede okuduğumu sordu 'bursada' dedim ve güldü neden sordunki dedim, 'işe bak ankarada büyü, bursada oku sonra sen kalk tutaka gel' dedi.güldüm ben de.İşte tam o an aklıma 'o' geldi uzun bi aradan sonra.Ben inatla -mecburi hizmet henüz bana bu kadar yakın değilken- ben mecburide douya gidicem oradaki insanlara yardım edicem derken O bana ' ben seni tanıyorum sen oralarda yapamazsın dayanamazsın oralara, iki gün sonra dönersin' diyordu.Ya O beni tanımamış ya da ben gerçekten çok değişiştim.Sadece gülümsedim o günlerdeki halime...(kendime de maşallah diorum bu adaptasyonum için).Nerden nereye...
Dün üç farklı köy okuluna gittik, kiminde 1oo öğrenci var kiminde 3o-4o.Az sayıda öğretmenleri de var.Bir de bayrak dalgalanıyor biz de bayrağın dalgalandığı her yer vatandır misali görüyoruz buraları:)
Bayram sonrası tutaka döneceğim zaman maaile beni havalimanına bırakmaya giderken, annem havalimanı yolu üzerindeki biraz da tepelik gibi gözüken yerdeki evlere bakıp 'burda da insanlar yaşıyor' demişti 'anneee sen daha nerelerde insanlar yaşıyor bilmiyorsun' demiştim tutakı kastederek tabi bunu dediğim zamanlarda ben de henüz görmemiştim döşkaya yı:)
biterken:aslı-kördüğüm (bugünlerde bi fazla dinler oldum bu şarkıyı da neden acaba:))