Cuma, Nisan 30, 2010

Perşembe, Nisan 29, 2010

Tus Kampı1

‘Yaklaşık 7oo dr var. Düşününce az deil 7oo doktor bir arada. En küçükleri yaklaşık 24-25 yaşında olan, ama üst yaş sınırı çok değişken olan doktorlar. Kimi kelli felli göbekli, kimi hamile, kiminin saçları çoktan bembeyaz olmuş, kimi karı-koca ya da sevgili şeklinde çiftler halinde gelmiş 7oo kişi. Hepsinin ortak yanı tus kazanmak için son 2o günlerini bu ‘tus kampı’ nda geçirecek olmaları.
Dersler 8.15de başlıyor ama ön sıralardan yer kapmak için 7de sıraya girenler var. Sıraya giriliyor çünkü kapı 7.3o da açılıyor. Yani zaten yeteri kadar erken başlayan dersleri ön sıralardan dinlemek isteyenler bi saat onbeş dk. önceden salon önünde sıraya giriyor. Derslerin bitiş saati de değişken; bazen onda bitiyor bazen 8de.Her dersin sonunda enstrümantal bi müzik çalıyor dersin bittiğini gösteren, ders başlarken de başlama müziği olarak K’Naan’dan waving flag çalıyor hem de öle kısa deil şarkıyı tümüyle çalıyorlar ki bu 2o günde en az on dersten şarkıyı en az 2oo kere dinlemek demek ki bu da 2o1o dünya kupası resmi şarkısı olan bu şarkıdan daha dünya kupası başlamadan usanmak demek.
Hee bir de tabiî ki her günün başında milli takım görüntüleri var hani şu dünya ve Avrupa kupasında nihatın, ardanın ve diğerlerinin attığı goller, ya da 75.dakikaya kadar çek cumhuriyetine karşı 2-o yenik olan Türk milli takımının skoru son 15 dakikada 2-3’e çevirdiği maçın görüntüleri izletiliyor. Bir de bunun ardından her gün bi hikaye sunuluyor powerpointte hazırlanmış şekilde arkada da fon olarak ne olduğunu bilmediğim ama sanki her an birileri Allah Allah nidaları atacakmış gibi gelen bi müzik eşliğinde.
Bir de kampın en ilginç olaylarından biri de hergün saat 16da ‘ali saati’ yapılması. Bu ali saatinin bi hikayesi var uzunca. İlk gün anlatıldı bu hikaye. Sonra yaklaşık iki buçuk dakika süren bi müzik eşliğinde (müzik 1962den kalma johnny guitar) ışıklar ve gözler kapalı bi şekilde hayal kurma zamanı. Ama ilginç bi görüntü ortaya çıkıyor yani 7oo kişilik salon hadi dielim 1oo’ü katılmasa geriye kalan herkes adam-kadın yaşlı başlı sakallı bıyıklı herkes bu uygulamaya katılıyor. Ama ben orda şunu anladım bu tus kampında hiçbir şeyi sorgulamıcaksın, bu 2o günde her şey yapılabilir=) Hatta bazı günler eftal hoca hafiften gaz verici bir şeyler anlatıyordu, sonra da kazanacak mıyız die bağırıyordu arkasından da tüm sınıf kazancaz die cvp veriyordu ve bu her defasında daha yüksek sesle bağırma suretiyle 3 kez tekrar ediyordu.
Katılımcılara dair bir şey de gözüme çarptı: Birçoğu zayıfın üstünde kiloya sahip ya da en azından otururken kullanılan bölgeleri vücutlarının dier kısımlarına oranla daha büyük olan, çoğu gözlüklü-ki gözlüğü olmayanların çoğunda da lens olduğunu düşünüorm-, erkeklerin çoğunluğunda kellik çoktan başlamış.
Aradaki molalarda kapının çok çok dışına taşmış tuvalet kuyrukları, mutlaka tüm kahve-çay standlarının önü dolu.
Son günlere doğru insanların sinirleri bozulup tuvaletlerde ağlayanlar, eftal hocanın etrafını saranlar…vs.
Zor bir olay şu tus kampı vesselam.Sabır lazım. ’



Heralde tıp dışından biri gözlemci olarak katılsa bu tus kampına ve gördüklerini yazsa kabaca böyle şeyler söylerdi.

Biterken:tnk-sıra bizde

Çarşamba, Nisan 21, 2010

Söyle Ruhum

Çarşamba, Nisan 14, 2010


  • 2o günün sonunda kamp bitti.Artık ii mi oldu kötü mü oldu göreceğiz.Yalnız her biten şey gibi nedense hüzünlendirdi bu da beni.

  • Daha kampın başında dedim ben küaybekara bi daha kırılmamak için kabuklarımı açmayacaım die ama sanırım fazla büyük konuşmuşum.Neyse bakalm o'nu bi daha göreceimi sanmıorm.Zaten bu 'kapılma' durumumu sınav öncesi duygu durumuma bağlıyorum ve en kısa zmn.da geçmesini ümit ediorm.

  • O diilde ağrıya dönme fikri şimdiden beni sinir edio, biri beni durdursa ne olur sanki.

  • Bi de malesef taşınıyoruz.Eet 25 yıllık mahallemden Ayrancı'dan çıkıyoruz.Değişiklikleri pek sevmeyen ve onlara alışma konusunda biraz defektif olan ben tabi bu durumdan da hoşnut deilim.Hayırlısı bakalım.

  • Aslında şu son günlerde o kadar çok şey olduki yazacak neyse bakalm her şey sınavdan soraya.

  • Bi de acaba kafamı boşaltmanın bi yolu var mıdır ki.Bu kafamın içindeki ağırlıktan kurtulmak istiorm.Yok yok tatile çıksam bile rahatlayamam ben.Beynimin vücudumdan ayrı bi tatil yapması lazım.

biterken: gripin-beş

Pazartesi, Mart 15, 2010

günün anlam ve önemine binaen;





küaybekara sevgilerimle:)

ayrıca şu milli kütüphane çıktısında hala da öğrenci gözüküyoruz bunu farkettim:)

hee bir de sanırım siz benim yerime oturmuşsunuz.bir de şimdi hatırladım Q ben sana uzun zmndır şarkı armaan etmiorm o zmn mevsimlerden sonbahar benden sana gelsin ama UÜTF hastanesi soyunma odalarının önünde düşün kendini:)

biterken:gripin-rüzgar

bir14martınardından

Böyle belli tarihlerde aklıma hep eskiler geliyor şu günlerde.Belli tarihten kastım işte mesela 14mart, yılbaşı, birisinin doum günü vs...

Geçen sene bu zmnda bursadaydım.Tıpçılar olarak bi yemekteydik.Geçen sene de aklıma birinci sınıftaki ilk tıp bayramım gelmişti.Birinci sınıftayken bi ara sahneye son sınıflar çıkmıştı ben de onlara bakıp ohoo benim daha çok zmnım var onlar gibi olmam için die geçirmiştim içimden, işte geçen sene de o daha çok zmnım var gibi gözüken mevkideydim, bu sene onu da geçtim.Bakalım seneye bu zmnlarde nerde kimlerle olcam, kısmet.

Sonuç olarak ben bugün kendimi müjgan cumbur'un sessiz salonuna attım aylar sonra milli kütüphane yüzü gördüm, çıkışta yusuf'u ikna ettim beni bi yerlere götür die önce panoraya ordan da ankamalle gittik.O kadar zamandır alışveriş yapmıyorumki resmen bir durgunluk gelmiş ama gelmeden önce bissürü şey almka vardı aklımda.Onu bile istemiyorum şimdi.

Tüm tıpçıların 14 martı kutlu olsun.

biterken:muse-unintended

Cumartesi, Mart 13, 2010

nihayet ankara/vip oldum ben

------uçağa karşı hafif bi tırsaklığım var ve bu yüzden mümkün olduğunca tek başıma binmiyorum.Tek başıma bineceğim ya da yanımda kimse olmayacağını düşündüğüm zamanlarda da mutlaka tanıdık birileriyle karşılaştım.buraya (evet sonunda ankaradayım) gelmeden önce de annemle telefonda konuşurken bunu dile getirdim bi de anne sanırım bu sefer tek olucam böyle atipik bi zamanda kim ankaraya giderki gibi bi muhabbet geçmişi. Annem de belli olmaz bikaç tanıdık görürsün demişti.
Babamla konuşurkende havalimanlarında her kapıdan geçişlerde didik didik aranmaktan hatta botları çıkarmaktan, bilgisayarı çantasından çıkarmaktan nefret ettiğimi hatta sırf onlara maruz kalmamak için bile otobüse binebileceğimi söylemiştim.------








Cuma gününe bilet bulamadığım için cumartesiye almıştım uçak biletimi.Ama ben daha fazla tutakta kalmaya dayanamayacağım için cuma'dan erzurum'a gidip arkadaşta kalacaktım.Perşembe akşamı Küaybekar'la konuşurken zaten cumayada bilet bulamadım dedim arada.Ama yani sadece durumumu anlatmak istemiştim bunu derken.Telefonu kapattık, 5 dk sora küaybekar geri döndü babam sana bilet bulabilir dedi.


Cuma öğlen tutak'tan erzurum'a giden otobüse bindim daha doğrusu otobüs van-erciş'ten kalkıp İstanbul'a gidiyordu.Ben de erzurumda inmek üzere bindim.Ama şöle bi sorun varki ben erzurumun içinde inicem arkadaş beni orda karşılıcak, ama otobüs içeri girmiyormuş normal şartlarda.Merak etmeyin hocam biz ayarlarız dediler ve otobüse bindim.En arkanın bi önü.Bi bindim ama yani o kadar kötü kokuyorki içerisi dedim heralde dayanamayıp kusucam.Bi süre sonra normal şartlarda burun alışır di mi kokuya (ne kadar tıbbi bi yaklaşım oldu burun alışır demek:)) ama yok bi türlü alışmadı hatta mide bulantımdan uyuyamadım bile.Neyseki otobüs horasan olduğunu düşündüğüm bi yerde mola verdi beni de orda erzurum'un içinden geçecek başka bi otobüse aktardılar.O sırada cuma günü için uçak bileti ayarlayabildiklerini söylediler görüşrüğüm kişiler bir de eklediler bakan da o uçakta olacak die.Sağlık bakanı erzurumlu olduğu için muhtemelen uçakta olacak bakan odur die düşündüm anneme söyledim annemin ilk tepkisi ay zeyneep lütfen git konuş bakanla, millet derdini anlatmak için ne kalabalıklar yarıyor sen onunla aynı uçakta olacakmış git konuş dedi:)

Erzurum'a indiğimde arkadaş beni karşıladı, onun evine uğradık biraz oturduktan sonra havalimanına götürmek için oraya yakın bi yerden beni aldılar ve havalimanına gittik.Ve yanımda orada yetkili kişiler olduğu için tüm kapılardan aranmadan geçtim.Böylece en nefret ettiğim aranma olayından da yırtmış oldum:)Daha sonra üzerinde girilmez yazan kapılardan geçtim, yetkili kişilerin odasına gittik.Bir süre tek başıma o odada otururken odanın sahibi geldi biraz sonra da iki adam geldi.Meğerse o adamlardan biri yetkili bi hakimmiş tatlı bi amcaydı bana telefonunu verdi, bir şeye ihtiyacın olduğunda saat gecenin ikisi olsa bile beni arayabilirsin dedi.Daha sonra havalimanı müdürü geldi o hakim amcaya(hemen amca yaptım kendisini:)) ağrı valisi senin yanında oturacak dedi.Hakim de bana sordu bak ağrı valisi yanımda olcakmış söylememi istediğin bişey var mı die ben de şu malum hastaneye atanma olayımı dile getirdim, sağlık ocağında rahattım ben dedim.O da o zmn sen ismini bi kağıda yaz ver ben valiye söylerim dedi.Uçaktan indikten sonra da hakim bana tmm senin ismini valiye verdim dedi.Hadi bakalım hayırlısı:)
Hee bi de bakanla da konuşmaya gitmedim tabi.Adam yol boyunca uyudu zaten.
Sonuç olarak biraz maceralı biraz da eğlenceli bi şekilde ankaraya vardım.
Pek tanıdık sayılmasa da aramda biraz konuşpma geçmiş birileriyle uçağa bindim, havalimanında da her kapıda aranmadım.En istemediğim iki şeyden de böylece yırtmış oldum:)
Erzurumdaki arkadaş da senin bi uçağa binmen de macerasız geçsin be ded.Geçen sefer bindiğimde de tonton gözüken dede formatında daha sonradan çocuk dr.u olduğunu öğrendiğim adamın hafif asılma durumunu kastederek:) Hadi bakalm başka uçuşlarda neler görcem:)

biterken: cem adrian-aşığım sana