Cumartesi, Haziran 19, 2010

yine yeniden bi nöbet ertesi.daha iiyim.tabi şu ana gelene kadar da krizlere girmedim deil.hadi bakalm kaldı bi.ama şu benm nöbet ertelerini daha az travmatik atlatabilmeyi becermem lazım artık.


bi yaşlı amca geldi dün öğlen saatlerinde.muayene olacakmış.elindeki fişine baktım.uzmana almış girişini.amca dedim senin dr.un karşıdaki dr.sen ona almışsın girişini.amca baktı baktı.ben dedi geçen gece gelinimi getirmiştim acile o zmn.da sen vardın verdiğin ilaçlar o kadar ii geldiki çok ii oldu gelinim dedi.sen uzman mısın die sordu yok amca deilim dedim.olsun dedi ben uzman flan istemiorm gelinim senn ilaçlarınla çok ii oldu ben şimdi gişdicem girişimi sana alıcam dedi=)sevindirik oldum lan=)


hee ama akşam başka bi hasta da geldi.genç bi çocuk yani 2o-3o larında falan(eskiden olsa bu yaş grubuna genç dermiydim bilmiorm) annesini getirmiş.dediki annesi allerji olmuş sabah uzman dr.a gelmiş uzman da iğne yaptırmış bi tane de ilaç yazmış.ee şimdi neden geldin dedim.geçmemiş annesinin kabarıklıkları.aldığı ilaçları gösterdi daha hiç kullanmamış bile.ne sanıyorlar/bekliyorlar anlamıoyrum ki yani biz onlara dokununca onların ilaç almasına gerek kalmadan birden ii olup ayağa mı kalkacaklarını düşünüyorlar.neyse biraz da ukala bi tip nerden kaynaklanıosa artık bu ukalalık.sonra biz onu sabah muayene eden uzmanı aradık.sabah serum içinde prednol vermişler.ee ii.anlattık hastayı böle böle die.bi im prednol daha yapın dedi.tmm dedik.sonra hastanın yakını ne dese beenirsin.sizin branşınız ne dedi.en de pratisyenim dedi.sonra böle baktı baktı bişe sölicem dedi.ben hiç memnun deilim dedi.anlamadım neyden memnun deil.ee yani dedim.yani dedi bi branşınız yok böle kulağı ağrıyanda geliyor bi tarafları şişende.oysa her dalın uzmanı olsa ii olurdu yani sizinde bi suçunuz yok ama dedimulan salak herif birincisi sen ne okudun da karşındaki 18sene okumuş adamı beenmiyorsun, sen de o kadr oku gel bakalım tutakta çalış kalıbımı basarım o kadar okumuş bi tutaklı olsa burda çalışmaz ciddiyim bu konuda, ayrıc sabah uzmana gelmiş annen de daha ilaçlarını bile kullanmamışsın nasıl iileşmesini bekliyorsun, ayrıca madem memnun deilsin getime o zmn ben de çok meraklı deilim size yani.hee bi de afedersin de g.t kadar tutaka bi de her bölümün uzmanını getirelim tam olsun di mi.anormal beyinli insan.


neyse işte sonuç olarak insanlar çeşit çeşit.hepsini memnun etmek kolay deil kaldıki zaten artık burda bi süre çalışınca insanın öle bi çabası da kalmıoyr.


bi de bi amca geldi yaşlıca.eşini getirmişti.en son giderken dediki bana; hani giriş fişlerinde ismimiz yazıyorya size bişey sorabilir miyim dedi.bu güzide isminizin anlamı ne acaba ded.ilk adım firdevsya heralde ilk kez duydu ya da garip geldi.ben de söyledim.amcamda dediki haa ben de onu kürtçeye çevirmiştim, kürtçede 'fir' uçmak demek 'devs'de yeri demek onları birleştirdim kendi kendime uçtu uçtu yerine kondu die düşünmüştüm isminizin anlamını dedi=)baya bi güldük.içimden dedim yerim burası deil ama=)


hee yerim burası deil derken geçen de bi amca gelmişti ama o sıraada girişte falan sorunlar vardı acilin içi yine kaynıyordu ben de bi iki baırmıştım öle.amcanın teki biraz da böle çekingence siz nerelisiniz die sordu merak ettim de dedi.ankaralıyım amca dedim.haa dedi deli dolusnuz da merak ettim dedi=)amca napiim dellendiriolar işte dedim ben de.


böle eğleneli şeyler yazınca nöbetimn nasıl geçtiği biraz anlaşılıyor heralde.çok şükür diim darısı artık pazartesi günkü nöbetin başına inşallah.amiin=) ama gene de yoruldum tabi.gecenin birinden sora 5 kişi getirdiler adli muayene için.kardeşler toprak kavgasına tutşmuşlar.daha anne baba sağken.bi tane de babaları varedı 75 yaşında bi amca.kafasında kocaman şişlik.noldu amca nasıl oldu dedi.bokus geldi dedi.ona üzüldüm en çok.lan aptal herifler yaşlı başlı amcayı neden katıyorsunuz kavganıza yuh yaa yani.işte polisler kavganın iki tarafını aynı anda getirmediler.önce iki kişiyi getirdiler.onları halledip dierlerini getirmeye gittiklerinde benm başım artık iice dönüyordu tansiyonumu ölçtürdüm.hemşire hocam tansiyonunuz yedilerde dedi.tam rakamd a sölemedi artık panik olmiim die mi nedir biraz yuvarladı öle yedilerde die.büyük yedilerdeyse küçük yerlerdeydi heralde.


neyse dediğim gibi çok şükür maşallah=)




biterken:bolahenk-gözlerinden süzülen

Pazartesi, Haziran 14, 2010

tutak devlet hastanesi dr. odasından, yeni günün nöbetçisini beklerken...







artık inanıyorum her nöbetin bi hastalık teması var.mesela dün havale geçiren çocuklar ve tüm karnı aniden ağrımaya başlayan büyüklerdi tema.ama ben çocuk hasta sevmiyorumya en çok da hatta acaip çok da çocuk geldi.çou da havaleyle(ateşli ateşsiz farketmez).geçen sefer de39,5 derece ateşle ishal karın ağrısı ve konjonktivitle gelmişlerdi.ama dün gerçekten yoruldum.bacaklarım fena halde ağrıyor.nöbetlere alıştım mı die sorarsam hayır.hala burda kalmak istemiorm sağlık ocaıma dönmek istiorm bakalm hayırlısı.



haftasonu nöbetlerini sevmiorm.o gün ilçede çalışan tek dr. olma düşüncesi fenaedio beni.tabi gelmeden önce bi nöbet sendromu yine yaşadım.babamdan yine azarı işttim madem öle istifa et die.neyse bitti bugün de çok şükür gerisi dier nöbetlerimin başına.



bi hasta geldi genç bayan bi hasta.evli.kadını getirdiklerinde baygındı.güya nerde olduunu kim olduunu bilmiyordu.güya diyorum çünkü gayet konversif gözüküyordu.zaten major depresyon tanısı da varmış.buraya misafirlie gelmiş.yani buralıymış ama başka yere gtmiş evlenince.dediklerine göre kocasıyla tartışmış telefonunun sim kartını kırmış sonra işte böyle olmuş.konversif olduunu destekleyici çok bulgusu vardı ama şu bizim fare zehiri içen kızdan(ki onu da bi ara anlatıcam) sonra her şeye fazla temkinli yaklaşır olduk.tetkikleri gayet iiydi.serumunu taktık.ama baya saldırgandı.diazem verelim dedik de tansiyonu düşüktü biraz iice düşürmeyelim die onu da vermedik.gözleme aldık.yok anam kadında zerre düzelme olmuor kadın inatçı çıktı.bizim hemşireler klasik yola başvurdu gözüne alkol damlattılar kadın bi anda kendine geldi konuşmaya başladı bizi falan tanıdı.(bu arada bizim erkek personel geldi yaa siz napıosnuz alkol damlatılır mı göze alkol damlatılır mı die çıkıştılar.ama gayet efektif bi yöntem duyrula.)sonra yine gitti.yakınları da ajite zaten.sosyal endikasyon diyerek sevk etmeye karar verdik de artık öle her hastayı kafamıza göre gönderemiyoruz.önce 112yi arıyoruz.orda telefonu genelde sağlık memuru ya da ATT açıyor ona durumu anlattıktan sonra o durumu 112druna aktarıyor ondan sonra dr ben size dönicem diip telefonu kapatıyor.ağrıdaki hasteneyi arıyor durumu ordaki dr.a anlatıyor (ki bazen karşıdaki dr.un sordukları soruları bize tekrar sormak için bize dönüyor sonra size yeniden dönücem diip tel.i yeniden kapatıyor bazen) en son bize döndüünde ya tmm çıkabilirsiniz diyor ya da bize hastanenin nöbetçi uzmanının telefonunu veriyor biz onunla görüşüyoruz.yani öle hop die çıkamıorz hastamız çok acil olsa bile.tabi yine değişen bişey olmadı bu olaylar zinciri aynen işledi en sonunda bize ağrıdaki psikiyatristin numarasını verdi.hatta anladığımıza göre dr. nöbetçi bile deilmiş yani evindeymiş ve bayan dr.muş.bayan olduunu özellikle belirtiyorum çünkü hangi dalda olursda olsun iş hayatındaki kadınlar bence erkeklere göre daha acımasız oluyorlar ben bile bazen buna dahilim itiraf ediim.neyse dedik kadın kesin kabul etmicek bizim hastayı.aradık.ama sandıımızdan/beklediimizden çok daha anlayışlı çıktı.'gönderin gönderin'dedi hastayı gayet tatlı bir şekilde.hatta kadının gözüne alkol damlattıımızı sonra kadının kendine geldiimizi söylediimizde de ii yapmışsınız bile dedi.önceden aklımda şekillenmeye başlayan psikiyatrist olma düşüncesine daha bi ısındım.oh ne rahatlar.kan yok, hayati tehlike yok.aynı zmn.da hasta da görüyorsun.sevdim ben bu fikri.



öyle işte.ne dielim en kötü nöbetim geçmiş olsun inşallah=)



yorgun ve uykusuz ben kaçar.







biterken:beatles-while my guitar gently weeps

Cuma, Haziran 11, 2010

dünya kupasının hatırlattıkları

Hastayım dünden beri yatıyorum.Sanırım artık bedenim şu ağrı git-gellerine dayanamadı bi de zaten işlerim de tam hallolmuş deil.Yatıorm ben de.İlaç alıorm soğuk algınlığı için.Annemle konuşuyorum diyorki kızım bak o ilaç öle ağrı kesici gibi alınmaz bi sefer iki-üç gün kullanmam lazımmış=)


Yattığım için haliyle sürekli tv açık(zaten bu aralar hafiften bi uyku sorunum olduğu için tv 24 saat açık diebilirim).Az önce dünya kupası başladı.Dünya kupası 2o1o.Güney afrikada.

Aklıma 2oo2deki dünya kupası geldi.O yaz lise 3'e geçmiştim.Tabi malum öss maratonuna girildiği için bizim için yaz tatili kısa sürdü o sene.Erkenden dersane başlamıştı.Yaz.Sıcak.Herkes tatilde.Biz dersanede.Kafamda bi fotoğraf karesi var.Başarfenin penceresinden bakarken.Bizim başarfen ekibi malum.Hoca sınıfta ders anlatıo.Ben her zmnki gibi cam kenarındayım.Zaten camlar büyük büyük ama hafiften siyah.Batmakta olan güneş cama vuruyor hani güneş batmadan evvel son kez bi parıldar da baya bi gözüne vururya insanın işte ondan.Bi an dışarı baktım.Zaten dışarda da kornalar çalıyordu.Tam hatırlamıorm ama o gün Türkiye'nin maçı var olabilir.Yanlış hatırlamıyorsam bikaç kişinin daha dikkati dağılmış olmalı ki hocayla birlikte maçlar hakkında yorum yapılıyor.İçimden geçiriyorum o an 'mille böle dışarda eğlenio coşuo bi de bize bak.Umarım bi sonraki maçlarda rahata ermiş olurum da onları kafam boş boş izlerim' die.Tabiki üstünden çok zmn geçtii için kelime kelime böle olmayabilir ama buna benzer bişeler işte. Hee o an merak ettiğim şey dr. olup olamayacaımdı.Şimdi cevabını veriim oldum.çok şükür.
Ama aradan geçen o 8 sene de çok deiştim ben.İi mi kötü mü bilmiorm ama o zmnki halimden eser yok.(o eski haliiimden eser yok şimdi die mırıldanasım geldi=))). Bi kere o zmki bana sesleniorm cnm sanki dr olduun zmn tüm dileklerin kabul olcakmış gibi geliodu sana ve hatta dr olmayı bırak tıp kazandıın zmn kafan rahatlıcak sanıodun ama şunu bilki yok öle bişe hatta gel sen yol yakınken geri dön=)
Ben daha acımasız, daha sabırsız, tahammülsüz (ki bu özellikleri bana bursa deil tutak kazandırdı çounlukla) ama bi o kadar da dayanamaz ve çabuk duygusallaşan bi bünye haline geldim. Bissürü insan tanıdım tabiki bissürü dost edindim, arada kazıklar yiyip kendime dersler çıkardım, şehir dışında yani ailemden uzakta yaşamayı öğrendim, çok ağladım, çok güldüm... ve işte geldiim nokta.Şu an tutakta mecburi hizmetini yaparak gün sayan, sadece insanlara yardım etmek için dr olmayı seçen ben burdakileri gördükten sonra yavaş yavaş insanlardan nefret etmeye başladım hatta böle dvm ederse mesleimden de ederim die endişe duymaktayım.
Yine de her şeye rağmen mutluyum çok şükrediyorum.He bi de şöle bişe var mesela lisedeyken dr olmak istediimi duyan dr lar falan aman sakın olma derlerdi de ben de kızardım sizin tuzunuz kuru tabi siz olmuşsunuz oh mis gibi bize gelince olma dersiniz die gerçi şimdi onları daha ii anlıorm ama ne demişler bir musibet bin nasihatten iidir=)şaka bi yana tabiki musibet falan gördüüm yok Allah da göstermesin inşallah ama şimdi bana birisi deseki ben de dr olmak istiorm die bi kez daha düşün derim ama sakın olma demem çünkü işe yaramayacaını biliorm=)eer çok ama çok istiosan ol derim=)
Öle işte.bu da dünya kupasını görünce böle bi geçmişi hatırlamamdır.

biterken:pinhani-zmn beklemez

Çarşamba, Haziran 09, 2010

pasaport

Kids işte bu da 'how i couldn't get a passport'un hikayesidir =)


gülüyorum ama aslında dün benim için dumur bi gündü.


Her şey geçen pazartesi pasaport almak için başvurmaya gitmemle başladı.Zaten sağlık müdürlüğünde işim vardı sonra ağrıda hastaneye uğradım ümitle ibrahim var mı die, neyseki ikisi de ordaydı, nöbet listesi hazırlamak için gelmişler.Polis bi tanıdığınız var mı emniyette dedim, hastanenin güvenliği polismiş yardımcı oldu saolsun.Önce aradı neler lazım die işte bi foto bi de vergi dairesine harç yatırmak gerekiomuş ondan sora emniyete gidilcekmiş.Vergi dairesine gittik ümitle, harç parasını yatırdım, fotoğrafı da o gün ağrıda çekilmiştim pasaport için olcak demiştim fotoğrafçıya tmm demişti o da.Sonra emniyete gittik, ümitin arkadaşı olan o polis de yardımcı oldu saolsun parmak izimi aldık sonra pasaport şubeye gittik.Orda dedilerki bugün ayın 31i.yrn.dan itibaren yeni pasaportlar verilmeye başlancak isterseniz yrn alın yenisini almış olurusnuz dediler.İi tmm dedim zaten hastenede dr. olarak çalıştııma dair bir belge de lazımdı(ağrı il sağlık müdürlüğü 8aydır dr. kartlarımzı vermekten aciz olduu için) onu da alırım dedim.Salı günü sabahtan önce hastaneye gittim belgeyi aldım.Sonra emniyete gittim.1haziran olduya bu sefer de yeni bi uygulama çıkmış bilmem ne parası da (önceden emniyete veriliomuş) artık vergi dairesine yatırılacakmış.Tmm dedim.Gittim onu da yatırdım.Sonra tekrar emniyete.Bu sefer de dedilerki bu fotonuzda gözlüklüsünüz.Gözlük olmıcakmış.Ama ben hep gözlüklüyüm dedim.Yok dedi olmaz.Bi de hafif gülmüşsünüz o da olmıcak dedi.Başka bir şey?Yok dediler.Tekrar gittim foto çekildim.Tekrar emniyete.Tabi bu gelip gitmeler sabahtan akşama sürdüü için aralara öğlen tatili giriyor ben de bu öğlen tatillerinin çounda gazetemi alıp öretmen evine gidiyorum, orda tek başıma yemeğimi yiyip, bir şeyler içiyorum.He bi de tmm ağrı o kadar büyük bi yer deil ama bu anlattığım mesafeler de çok yakın deiller birbirlerine.Dolmuşa biniyorum ya da ters bi yöndeyse yürüyorum zmn.la yarışarak.


Neyse en son yine emniyete gittim.Tmm bu sefer.Neyseki kimse pasaport çıkarmak istemiyor, sıra falan yok.Adam pc ye bilgilerimi girmeye başladı.O da ne:nüfusa kayıtlı olduum mahallenin ismi deişmiş.İl:ist. ilçe:üsküdar.Tmm.da mahalle ismi nasıl-neden değişir?

Şaka gibi.Onların sisteminde kayıtlı olanla bendeki kimlikteki bilgiler uyuşmazsa yeni kimlik almak lazımmış.Adam maddeyi bile gösterdi.Ee diyorum burda deiştirebilir miyim.Polis de (yani az önceki adam) ikametgahınız burda mı diyor.Hayır diyorum.O zmn değiştiremezsiniz diyor.Çıkıyorum artık emniyetten.Ertesi gün eve ulaşmak üzere kimliğimi kargoya veriyorum.Babam da perşembe günü evdeki tüm kimlikleri değiştirmek için nüfusa gidiyor.Ama tabiki düşündüğümüz gibi 18 yaşımı çoktan geçtiim için benimkini değiştirmiyorlar.Gel gör ki orda babam öğreniyorki meerse ikametgaha falan gerek yokmuş kimlik değişimi için.Herkes olduğu yerde değiştirebilirmiş.İşte o zmn bilip bilmeden konuşanlara bi daha sinir oluyorum.

Babam kimliğimi bana geri gönderiyor.Dün yani salı günü kimliğimi değiştirdim ki bu sadece 5 dk.sürdü.

Sonra 11.3o da emniyete gittim.Ama o da ne?Hacı adayları pasaport için başvuruya gelmiş.Acaip bir sıra var.Yuh diyorum.İçeriye giriyorum.Kadın polisin dediği (ki ben geçen hft.dan beri kaç defa gittiğim için beni artık tanıyorlar) sabahtan beri çok sıra var, ne zmn. biter bilmiyoruz.Öğleden sora sıra no.su verdiklerimize devam edicez, siz de bekleyin akşama doğru znm kalırsa size dvm edicez diyor.Yani beklesem bile işimin olacaı kesin deil.

Tekrar çıkıyorum.Öğlen tatili rutinim haline gelen öğretmen evine gidiyorum.Bire az bir zmn kala tekrar emniyete gidiyorum.Adam polise durumu tekrar anlatıyorum, ben tutaktan geliyorum, orda dr.um, izin alamıyorum diyorum.Neyse adam bana sıra no.su veriyor.Numaram:19.Sabahtan öğlene kaç kişiye bakmışlar?8.Eet sadece 8.Neyse 4buçuğa kadar bekliyorum.sıra bana geliyor.Belgelerimi veriyorum.Diyorlarki bu foto olmaz.Boyutlarını yeniden değiştirdiler.Yeniden şaka!Ama diyorum siz buna olur demiştiniz.Olurdu ama yeniden deişti diolar.Benim baya bir dumur olduğumu anlıyorlar neyseki.Tmm siz foto çekilin gelin biz bugün halledicez sizin işinizi diyorlar.Bir koşuşturmacayla 3. kez pasaport için fotoğraf çekilmeye gidiyorum.Sonra saat 5i 1o geçe falan tekrar emniyete.Belgelerimi veriyorum.Adam tmm diyor ama kendisi de bıyık altından gülüyor bu sefer bir şey çıkmaz inşallah diyerek.

Sonra otogara gidiyorum.Orda aklıma geliyorki bana emniyette doldurmam için geçen hafta verdikleri formu ben eski kimliğime göre doldurmuştum.Seri no. su ve veriliş yeri eski kimliğime göreydi ve onları değiştirmeyi unuttuğumu farkettim.

Yeter artık lan dedim.

Otobüsü beklemeye koyuldum.17.3o da gelmesi gereken otobüs 19.oo da geldi.Sonra otobüs yolda bozuldu, yaklaşık yarım saat yolda mahsur kaldık.Neyse en sonunda yurda geldim.

Saçımı toplamak isterken elime aldığım iki tokamı da kırdım.

İşte bu da böyle bi günümdü.

Pasaport işi ne olacak bilmiyorum, bosnaya gitmek için verdiğimiz paranın geri iadesi de olmuyormuş.

Bilmiyorum belki de gitmemem lazım.Anlamadım ki ben.

Hayırlısı olsun.



biterken:the stone roses-made of stone

Salı, Haziran 01, 2010

Niyetimi bozdum artık.
Karar verdim.
'Reset' atıcam kendime dedim.
Tüm kazandığımı gezmeye vericem bir süre dedim.
Yaptım da böyle kısmen.En azından yapmaya başladım.
Olduğum yerden 'en doğu'dan 'en batı'ya gittim önce.
Sonra plan yaptım.Senelerden beri gitmek istediğim Bosna'ya gitmek için.Bir tur şirketinde yer ayırttım.
Ama bilmiyorum.Anlamıyorum.Kafam, aklım, içim rahat deil bi şekilde.Burda kalmak çok sıkıyor artık beni.Bunaltıyor.
Geriye kalan 4 buçuk ayımı tamamlayamayacağımdan korkuyorum.
Aklımın içinde sürekli şarkılar dönüyor, beynim ordan burdan şarkılar mırıldanıyor.'Hani rüzgar her şei alıp götürecekti'diyorum, o kadar rüzgar var ama bir şei götürdüü yok, her şey yerli yerinde.
Yatıyorum. uyanıyorum, her saat başı kalkıyorum 3oluyor, 4 oluyor, 5 oluyor.
Sonra bencillikle suçluyorum kendimi ya da bencillik olmasa da suçluluk duygusu duyuyorum.Ben öle kafamdan planlar yapıp, keyif için gezmeyi düşünürken başkaları dağdan inen bir terörist kurşunuyla ölürken ya da yardıma giden bir gemi baskına uğrarken eğlenmemem gerekiyormuş gibi hissediyorum, bir şey yap(a)masam da vicdan azabı duyuyorum.O sırada 'wild world' çalıyor ya da 'mad world'.
Sonra bir şeylere çok hevesleniyorum ama korkuyorum dier 'çok heveslendiğim' şeylerin ben onlara ulaşamadan suya düşmesi gibi, şimdi heveslendiklerimin de suya düşmesinden korkuyorum.Sonra kızıyorum kendime, heveslenmekten, hayal kurmaktan vazgeçiyorum.Çok istemiyormuş gibi yapıyorum bazen çok istememe rağmen.
Hani bazen insan kendini en kötüye hazırlarki karşısına gelen şey onu daha az yorsun die ya da en kötüsüne hazır olunda, rölatif olarak ii olan ama aslında kötü olan bir şey ii gözükürya insana.İşte sanırım ben hep öyle yapıyorum.
Sonra her koşulu kendime zehir edebildiğimi anlıyorum, hayatın güzelliklerini olabilcek kötü şeyleri düşünerek görmediğimi biliyorum ama düzeltemiyorum bir türlü bu halimi.
Yaptığım hiçbir şein hakkını veremiyorum.En basitinden kitap okumak, tv izlemek, zaten ders çalışmayı hiç saymıyorum bile.
Uykumun hakkını bile veremiyorum.
Yorgunum, kollarımı kaldıracak bile halim yok ama uyuyamıyorum.
Bu gezerek kafayı daıtma planım da işlemedi sanırım pek.

Son günlerdeki şarkım mı?
en derinde olduğumu ya da acılar biter die beklemekten (ki burda da bi vicdan azabı çekmio deilim.ne acısı lan diorm kendime ama)artık kendimin tükendiğini hissediyorum. kendimi çoktan kaybettim artık 8 ay önceki zeynep çok deişti malesef=(




biterken: tnk-söyle ruhum

Pazar, Mayıs 30, 2010

bi hafta önce bu saatlerde izmirden ankaraya dönüyordum.
son iki haftam tam anlamıyla yollarda geçti.
tus için ankaraya gitmeden önce hastaneye çekilmiştim zaten.ama orda başlayışımı yapmadan hemen ankaraya gittim.döndüğümde hastanede başladım.26nisandan beri hastanedeyim.nöbetler benim için çok stresli geçiyor.nese bakalm.
9mayısta nöbetim vardı.nöbetten çıktım pazartesi günü hemen ankaraya gittim.cumaya kadar ankarada kaldım.cuma akşamı tekrar tutak'a geldim.cumartesi yani 15inde nöbetçiydim.pazar günü nöbetten çıktım.eşyalarımı toparladım ve ankaraya gittim yeniden.yani bi günlük nöbet için gelmiş oldm.pazar akşamı eve vardım ama uçak çok fenaydı.zaten normalde uçağa karşı hafif bi tırsaklığım hep vardı şimdi iice artmış durumda.neyse.pazaar akşamı evdeydim.pazartesi günü istanbula gittim.esraya.çarşamba sabahı 6.45uçağıyla izmire gittik.ordan da çeşmeye.pazar gününe kadar çeşmedeydik.ufak bi ayrıntı:hava çok kötüydü.bir günün dışında genelde güneşsiz ve yağmurluydu.dolayısıyla deniz-güneş olayından hemen hemen hiç yararlanamadık.
pazar günü çeşmeden izmire geçtik.orda da biraz dolandıktan sora esralar uçakla ist.e döndüler ben de tek başıma binmeye tırstıım için ankaraya gitmek için otobüse bindim.işte bu da tam bi hafta öncesine denk geliyor.
perşembeye kadar ankaradaydım.perşembe günü buraya döndüm.cuma nöbetçiydim.
öle.yani yaklaşık iki haftada baya bi yol katettim.nerdeyse en doudan en batıya gitmiş oldum.
he bu dönemde ne oldu.tus açıklandı.puanim ii deildi ama ank.da aile hekimlikleri falan oluor gibiydi olmadı, puanlar baya yükseldi.bilmiorm ne yapacaımı.
burdan çok bunalmış durumdayım.şafak sayar gibi gün sayıyorum.ama dediklerinini aksine sayılı gün çabuk geçmiyor hatta daha zor geçiyormuş bunu anladım.
burdan iice nefret ettim.
artık bavul hazırlamak istenmiyorum.yoruldum.insanlardan,tutaktan nefret etmeye başladım.hatta böle devame ederse mesleğimden de soğuyacaımdan korkuorm.
az kaldı inşallah.
öle yani.

biterken:zeynep casalini-nilüfer

Cumartesi, Mayıs 01, 2010

Ali Saati

Ali saati yaptık tam yirmi gün.ve evet itiraf ediyorum (neden bilmiyorum ama)tüm ali saatlerine de katıldım.çünkü öyle bi ruh halinde oluyorki insan, yararı olabileceğini düşündüğü ya da yararlı olduğu söylenen herşeyi yapıyor.çoğu kişi gibi ben de tüm aktivitelere katıldım.koskoca salonda, katılmayanları çıkarırsak yaklaşık 6oo kişiyle beraber, ışıklar kapalı, gözler kapalı, herkes hafifçe öne kaykılmış, boyunlar bi yana eğilmiş, yaklaşık 3dk süren müzik eşliğinde hayal kuruyorsun.
Aslında bu ali saatinin bi çıkış hikayesi de var, bize de anlattı sami hoca uzun uzun ama şu an tam hatırlayamıyorum hikayeyi.
İlk günlerde hayal kuramadım.evet evet resmen hayal kuramadım! Hayalim yoktuki, ne isteyebileceğimi bilmiyordum.yani atıyorum hani tus kampındayızya hepimiz kazanmak istiyoruzya işte mesela çok ii puan aldım istediğim herhangi bi yeri tercih edebildiğimi düşünsem bile mutlu olmuyordum ki kaldıki artık bilmiorm ne istediğimi ya da istemediğimi.neyse sonraki günlerde bişeyler hayal etmeye başladım ya da bişeyleri yaptığımı, elde ettiğimi düşünürken buldum kendimi ama sonra fark ettimki bu ali saati amacından çok uzaklaşarak beni mutsuz ediyordu.çünkü istediğim o şeyleri bu yaz gerçekleştiremicektim belki de hiçbir zmn.işte bunu düşünmek iice üzdü beni.

Ama ne zmn bu müziği duysam (ya da wavin flag’i) aklıma ister istemez gelecek sanırım tus kampı, bazı yüzler, ali saati…

O zmn biterken de;


The Spotnicks - Johnny Guitar 1962