Pazartesi, Mayıs 06, 2013

hı(d)ırellez

heh şimdi hatırladım bak, şu hıdrellezin son saatleri dileklerimi yazılı hale getiriim belki gerçek olur ne dersin=)) Allah'ım sen durumu biliyorsun demek istiyorum aslında ahahah, görüyo musun bak dilek dileme işinde bile tembelliğe kaçasım var, yok yok kesin tatile ihtiyacım var benim.bi de cumartesi günlerini geri istiyorum, en az kardeşlerim gibi(boyları da benzesin lütfen) sevgilim olsun ama huyu suyu iyi olsun olmaz mı, bi de bizim hastaneyi başka bi yere taşıyabilirler mi, tatillerimiz de daha uzun olsun, akşamları sekizlere dokuzlara kadar da çalışmasam çok ii olur, tabi bi de Allah ımm annem babam kardeşlerim hep birlikte sağlıklı huzurlu mutlu olalım. bi de part time çalışıo olsaydım iiydi ya da saat hesabına vurunca asgari ücretten az olan maaşımız da artabilir bence. yani fena olmaz. hem neden olmasın ki di mi ama. ahahsh

biterken: kafamda çingeneler zamanı filminden bi müzik var, uyar mı?!

tatilim geldi!

ve hiç de kısa süreyle gidecek gibi durmuyor.
bi düğn dernek işlerine girdik sorma, erkek kardeşim evleniyor, bi nişanlısı var dosttan uzak olsun tamam da bi kardeşim var ondan beter, yapacak bişe yok, neyse.ben de 'örümcek'oluyorumya sözüm ona, hakkını veriim napiim.
o deil de işe ilk başladığım zmnlarda ki kendisi temmuz olur, milletin dilinde bu cümle tutturmuşlar bi tatilim geldi tatilim geldi, allam bu ne saçma bi cümle diodum ki çok geçmesi gerekmedi anlamam için. başkent kan enerjimi soğurdun resmen çektin aldın, resmen erken yaşta -ki artık çok erken de deil- emekli olmak istiyorum. kabul ve itiraf ediyorum, zengin kocam olaydı, altımda güzel araba, çocuklarımı alıp alışveriş merkezlerinde gün geçirmek istiyorum. sorumluluklarım olmasın, şımarık şımarık dolaniim istiyorum. tabi artık bunlar için çok geç çünk resmen karta kalmaya başladık. leyn o deil de doktor adamı da bunları düşündürür hale getirdinizya bişe demiorm. bi de bi daha kimseden sen fazla geliosun, yaklaşmaktan korkuolar yorumu duymak istemiyorum. bi de varya erkekte olsa çekici olacak tüm özellkler kızlarda itici hale gelio ki onların çoğu da bende he. doktor kız sevilmez, erkek doktor olsun gerisi önemli deil, erkek soğukkanlı 'cool' olsun kız hafiften bi hafifmeşrep olsun, erkek zeki olsun, kız aptal salak olsun( ki bu noktada aslında saf aptal gözüken kızlar da rol yaparak çekici hale getiriyorlar kendilerini ki bu durumda herkesten daha kurnazlar aslında), erkek olgun olsun, kız bi o kadar şımarık, erkeği olmadan yapamaz olsun.tmm arkadaş olsun ben de olurum da bunları hakedecek erkek yok lan, bak yavaştan kibarlığım da elden gidiyor, sinir yapıyorum.
neyse aslında bunlar deildi yazmak istediklerim de. hacı bi de çok bunaldım ben ciddi ciddi. ama unutma her şey için çok şükr tabiki nokta

biterken: beatles- girl


Pazartesi, Mart 05, 2012

ekarte

şu sıralar tam bir ekartasyon hayatı yaşıyorum, tıpkı  'idyopatik' diyebilmek için hastalıkların diğer olası sebeplerini elememiz gibi.
Ne istediğimi bilmiyorum ama neyi istemediğimi çok iyi biliyorum, ilerde kendimi nasıl nerde görmek istiyorum bilmiyorum ama nasıl ve nerde görmek istemediğimi çok iyi biliyorum, şu sıralar neler hoşuma gider tam kestiremiyorum ama neyseki hoşuma gitmeyen şeyleri kestirebiliyorum, kim gerçekten beni anlıyor bilemiyorum ama kimin anlamadığını bilebiliyorum, yapmak istemediklerimi bilmiyorum ama yapmamak istediklerimi bildiğim için bi sorun yaşamıyorum, kimin yanında olmak istiyorum bilmiyorum ama kimin yanında olmak istemediğimi fazlasıyla biliyorum...böylece olumsuz şeyleri çıkarınca istediklerimi,varmak istediğim noktayı, gitmek istediğim yeri, yanında olmak istediklerimi anlıyorum.
-------

yeniden kabuğumu sımsıkı yaptığım için şu sıralar rahatım,kafam yerinde.olaki miniminnacık kabuğumdan böyle farklı bişey içeri girmeye kalksa dengem şaşırmaya başlıyor,dolayısıyla değil kırmak o kabuğumu ufacık bi yerinden çatlatacak herhangi bir şeyi/kişiyi algıladığım an ondan kaçmak/sakınmak muhtemelen benim için en iyisi.evet evet böylesi daha iyi.kesinlikle.ne de olsa hayatıma istediklerimi dahil etmek, istemediklerime de hiç bulaşmamak benim elimde(çok abartı bir şey olmadığı sürece tabiki) 




biterken:multitap-ben

Salı, Şubat 14, 2012

baya gecikmiş bi cvp. olarak=)

Çok yorgunum yani harbi yorgunum ama mutluyum maşallah.en azından normalim tuba, Allah normalden ayırmasın bizi=) yani yorgunluğum fiziki bi yorgunluk olduğu için uyuyunca geçiyor ama işte bazen o kadar yorgun oluyorum ki, uyumakta bile güçlük çekiyorum=)işte ondandır ki bu cvp. Baya bi gecikti, ama içim rahat çünkü sen anlıosun, sorgulamıosun.daha doğrusu içim rahat deil her gün kafamda yapmam gereken şey,hep bi sonraki güne ertelenio.ama en azından şarkıda da dediği gibi:sen anlarsın=))
Şarkılarına tek tek yorum yapmıcam harbiden hepsini sevdim (bilmiyorum artık uzun zmn.dır şarkıya hasret olmamın bunda bi payı var mı bilemem=))), ama en çok ‘ben’i sevdim, hep eğlenceli hem hüzünlü ayrı bi tadı var, gerçi bi-iki defa dinlemiştim önceden ama şimdi ayrı bi sevdim=) madem öle benden de sana bikaç şarkı gelsin=))
1-biliosun hepsi hepsi hayat nasıl olsa benim için her zmn çok anlamlıydı, dinlemekten ne zmn bıkıcam die bekledim ama o an henüz gelmedi, o zmn onunla başlayalım:
http://www.youtube.com/watch?v=U8IHna3l7xE
2-bu şarkı yakın zmn.da fark ettiğim şarkılardan, dinlediğimde harbi ii hissettiriyor:
http://www.youtube.com/watch?v=XcqqCM4RVJM
da beni ilk athena dinlediğim ortaokul yılarına götürüyor, sonra yaptığım hatalardan,pişmanlık duyduklarımdan daha az pişmanlık duymam gerektiğini, geçmişi değiştiremeyeceğimi hatırlatıyor, ii yani:
http://www.youtube.com/watch?v=5UThLVs9TuQ&ob=av2e
4-
http://www.youtube.com/watch?v=erywPdFfORE&ob=av2e
5-aslında bu şarkıyı tutakta keşfettiğim için sevmemem lazım ama seviorm hala:
http://www.youtube.com/watch?v=DAh2LjmMozU
6-Alarmımı bu müzik yaptım, belki daha enerjik kalkarım die=)
http://www.youtube.com/watch?v=E_B97eReAoM
7-ve şimdilik en son olaraka da uyumadan önce birebir:
http://www.youtube.com/watch?v=m24uUzJgfwQ

Sevilen ve özlenen kardeşe sevgiler=)

He bu arada gökselin şarkısına bayıldım resmen, hikaye de kafamda canlandı ama tam hatırlayamadım=)

Çarşamba, Aralık 07, 2011

Ne var bunda?

                                                                                                                                                      artık beni abla saymayan kardeşe=)

Bir yere kargo gönderirken, kargoyu kabul eden görevlinin aslında gayet hesap soran ama aynı zamanda bir o kadar da hiç garip karşılanmayan yani aslında başka zmn olsa çoğu kişinin 'sana ne' diye cevaplayacağı soru karşısında, hele ki bir de içinde duvardaki tabelada kocaman punktolarla yazılı olan 'gönderilmesi yasaklar' listesindeki eşyalardan biriyse paketlediğiniz, işte o an kargonuzun gitmeye onay alabileceği ama aynı zamanda elinizdeki paketin şekline, boyutuna, sallayınca çıkardığı sese uygun makul bir cevap ararkenki yarı suçluluk, yarı yarı yalancılık az biraz da sanki yalan söylesem anlayacaksın düşüncesi ama aynı zamanda acaba suratımdan yalan söylediğim belli oluyor mudur uçuşmalarıyla verilen cevap anındaki duygular- düşünceler gariptir.
-Ne var içinde?
-Süs eşyası.
-Kırılacak mı?
Hayır hayır.(aslında bu ikinci hayır biraz da yalan söylediğim belli olmasın, gayet rahat havalardayım manası taşıyor.)
Aslında alakası yok.Paketin içinde birkaç beyaz altın takım var.Bir arkadaşa gönderiyorum.Ama altın, mücevher gibi değerli eşya göndermek yasak olduğu için, yalan söylemeye mecbur bırakıyorlar.Ama al işte bak gönderdim ne olmuş yani.
Doğrusunu söylemek gerekirse, biraz böyle belli bir standartı olmayan, kişinin insafına kalmış işleri hiç sevmem.
Ben Ağrı'dayken (ahanda resmen cümleye böyle başladım.Tutak'tayken en büyük hayalimdi resmen bu.O zmn.lar hiç gelmicekmiş gibiydi bu an) ilçedeki tek kargo PTT kargoydu ama gayet de memnunduk.Ben zaten kargo göndere-ala görevliyle kanka moduna çoktan geçmiştim.İşte orda bazn benim bile (bile niye bilmiyorum) çok şaşırdığım eşyalara denk geliyordum.Buzdolabı, çamaşır makinesi hatta koşu bandı bile gördüm gönderilecekler arasında.Herhalde onların sahibi ben olsam, bunları hayatta PTT kargo kabul etmez diyip (ama özellikle PTT, sanki diğer özel kargolar parayı bastırınca her şeyi hatta evini bile taşırlarmış gibime geliyor çünkü) hiç teklif bile etmezdim.Neyse de.Ama benim için en bombası bir yaz günü  ilçe PTTsi camına yazılan 'yaz günü, çok aktığı ve koktuğu için peynir göndermeyin' gibilerinden bir yazıydı.Yani demekki yaz dışında peynir gönderilebiliyordu ve akıp-kokmayan diğer yiyecekler her zmn gayet kabul ediliyordu.Büyük şehirlerde olsa, misal Ankara'da sen ne yaparsan yap hiç bir şekilde yiyecek-içecek gönderemezsin.Yani bu ne şimdi?Gönderilebiliyorsa gönderilsin, gönderilemiyorsa da hiç bir yerden gönderilemesin. İşin bizzat o gişedeki memurun insafına kalmış olmasına kılım  ben, memur tipini beğenirse kargonu kabul edecek, sana o an bir şekilde herhangi bir sebeple uyuz olduysa 'üzgünüm,gönderemiyoruz, yasak' diyecek.
Ben devlete bağlı bir kurumun genel müdürlüğüne çok yakın bir yerde oturuyorum(cümle bi saçma sapan oldu,yani evimiz orda). Müdürlük dediğim de minik kampüs gibi bir şey. İçinde kuaförü, kantini zartı zurtu var. Fiyatlar da normale göre daha uygun. Meğerse arada bizim mahalledekiler gidiyormuş, alış-veriş yapmaya, saç kestirmeye falan. Biz de duyduk bunu durur muyuz. Gittik annemle. Hiç bir sorun çıkmadan kimliğimizle içeri girebildik. Başka bir zmn kapıdaki görevli bayan kesinlikle yasak giremezsiniz, sadece bu kurumda çalışanlar ve aileleri girebilir dedi(aslında aileden kastı dıdısının dıdısı ya da bi tanıdık olsa da yeter isim söyleyip de girenler var, hatta bizim bi komşu benim kocam meclis dr.u diyip girdi bilirim=)-allam sanki girenlerin çetelesini tutuyor gibi oldum-), başka zmn başka bir görevli annemin ısrarlarına dayanamayıp tamam şimdi girin ama bir daha olmaz dedi.Hayır yani yasaksa yasak olsun hiç biri içeri almasın ya da hepsi sorun çıkarmadan içeri alsınlar. Bir standart olsun yani. Böyle birilerinin insafına kalınca, sahip olduğu basit, anlamsız bir yetki yüzünden kendini bir şey sananlara minnet etmek gibi bir duruma ne kadar sinir oluyorum anlatamam(bu durum sadece anlattığım olay için geçerli değil tabi,genel bi sinir olma, her işte geçerli olan). Misal gidiyorsun müdürlüğe, bakanlığa, bir şey öğrenmek istiyorsun, kıytırık bir memur bile (yanlış anlaşılmasın kimseyi küçümsemek amacıyla söylemiyorum bunu), artık işin düştüya ona, Allah'ım 1ooo dereden su getiriyor. He bir de söylemeden geçemeyeceğim karşılaştığım durumlarda sorun çıkaranlar genellikle bayanlar. Erkekler her zmn olduğu gibi daha rahat davranoyorlar. Yani kendim de bayan olmama rağmen üzülerek söylüyorum ki, iş hayatındaki bayanlar daha uyuz(zmn zmn ben de dahil olabiliyorum buna=))

ps:küçük kardeş ben bilahare geniş zmn.da şarkılara ayrı bi yorum yazıcam, aklımda=)


biterken:landon pigg-coffee shop

Cumartesi, Ekim 01, 2011

kendime notlar -3-

insan neyi kınarsa/ayıplarsa başına gelir.bak belki unutursun diye bir kez daha söylüyorum: insan neyi kınarsa/ayıplarsa başına gelir.hiç unutmaman için:insan neyi kınarsa/ayıplarsa, o şey başına gelmeden ölmezmiş.
sonuçta:hiçbir şeyi/kişiyi kınama/ayıplama.



biterken: emre altuğ-yani

Perşembe, Eylül 01, 2011

26-27

dün itibariyle 26.yılımı da tamamlamış bulunmaktayım.Geçen sene o iğrenç yerdeki o iğrenç duygu durumu içindeki doğum günümden sonra bu sene aileyle bereber olmak paha biçilemez tabiki.Hayır canım yanlış anlaşılmasın geçen sene kötü olduğu için paha biçilemez değil aileyle olmak yani daha önce arkadaşlarımla çok güzel bi şekilde girmiş olsaydım bile yeni yaşıma yine de her şekilde aile yanı benim için vazgeçilmez olurdu.Bayram arefesi olması sebebiyle yusuf da ankaraya gelebildi sonunda,oh miis maşallah=)
o deilde yaş almak, yaşlanmak böyle bişeymiş demekki.Yani insan ne olduğunu anlamadan sanki daha 20 li yaşımın başındaymış gibi ya da o zamandan pek bi fark yokmuş gibi ama aslında çoktan yirmililerimin ikinci yarısını yaşamaya başladım bile.Dedem -Allah rahmet eylesin- 7o küsür yaşındayken anneme demiştiki 'kızım aynaya hiç bakmasam kendimi resmen 2o yaşımda zannediyorum,hissediyorum.Ama aynaya bi bakıyorum yaşlanmışım aslında.' Canım dedecim.Gerçi O her daim genç hisseden, hep hayat doluydu yani böyle benim gibi içinin pörsüdüğünü hissetmiyormuş demekki.Yok canım bizim de bi şikayetimiz yok zaten çok şükür=))
Bi de şöle de bi durum var,tamam insan kendi yaşlandığını farketmiyor ya da hiç bi şey değişmiyor gibi hissediyor belki ama annem de sanırım beni hala kendimin gördüğü gibi 2o lerin başlarında görüyor.Geçenlerde bi arkadaşımın düğününde giyeceğim elbisenin altına ayakkabılarımın arasından bi tercih yapmaya çalışırken-ama lütfen öle deme bu zor ve kararsız bi durum=))- annemin bi ayakkabım için yaptığı yorum 'bence bunu giyme, bu daha çok 25-3o yaş arasındakilerin giydiği ayakkabıymış gibi,bence diğerini giy' dedi.'annecim ben zaten artık 26sını bitirmiş bulunmaktayım' dediğimde de 'aa doğru' die tepki verdi.Ama gerçi şöyle de bi durum var hani çocukları kaç yaşına gelirse gelsin anneleri onları hep çocuk görürmüşya, sanırım bunun sebebi de bu.
Bak farkındaysan abidik gubidik gayet boş boş konuşmaya devam ediyorum,ders miş sınavmış bahsetmedim bile.Günde 10-12 saat gibi bi randımanla gayet güzel çalışırken ve gayet de istikrarlı ve ii giderken birden pat die kesildi.Yani anlatamıyorum ne olduğunu,garip belki de ama böyle masanın başına oturamıyorum oturup bişeyler okumaya çalışıyorum, sanki kafamın içinde tahta var da okuduklarım ona çarpıp geri gidiyor gibi.Bildiğim şeylere bile yabancı oldum birden bire.Bilmiyorum ne olacak nasıl geçecek.Böyle rahat rahat anlattığıma bakma bende aslında depresif mod çoktan başlamış durumda.Ders çalışamadıkça da sinirleniyorum,sonra da zaten kısır döngüye giriyor insan.
Nese bakalım umarım en kısa zamanda bu döneme atlatabilirim dicem de hadi bakalım hayırlısı.
Şimdiden musmutlu bayramlar=))


biterken:amos lee-better days


edit:3o unda yazdığım yazının daha sonra yaptığım düzenlemeler sonucu tarihi de ileri attı.E bu nasıl düzelecek?

Pazar, Temmuz 10, 2011

yine, bir kez daha...

Salı, Haziran 14, 2011

uzak...






o kadar o kadar çok dinledimki bu şarkıyı.önce bursada ardından ağrıda.ama en çok ağrıda.ve bi daha dinlemek istemiyorum.

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

kendime notlar -2-

aile her zmn önce gelir.
(family alllways comes first)

her ne olursa olsun seni bırakmayacak tek, ailendir.



biterken:incesaz-kalbim seni özler

Cuma, Mayıs 27, 2011

zaman mekan tamam ama bir dee..

Filmlerde bi replik vardır ya 'şu an başlamamız için doğru zmn deil' der kadın adama.bu, filmlerin gerçek olan nadir sahnelerinden biridir belki de.Çok sık yaşanır gerçek hayatta da muhakkak, bu ya da benzer cümleler kadınlar ya da erkekler tarafından kurulur.Ya da 'keşke seni daha önce tanısaydım' ya da ya da 'keşke seni x'den önce tanısaydım'.İi de senin o kişiyi o zmn tanıman gerekiyormuş, ne demek yani daha önce tanısaydım, yani daha önce tanısaydın belki bu hisleri hissetmeyecektin arkadaş.He bi de şu 'seni x'den önce tanısaydım'olayına takığım ben.En kötü cümlelerden biridir bence.Bi kere insan o ana kadar yaşadıklarıyla, sevdikleriyle, gördükleriyle o ana gelir ve beğenileri, sevdikleri, hoşlandıkları ona göre değişir.Bi olaydan ders alır bir daha onu yapmamaya dikkat eder, misal kendine uymadığını bildiği birisini yine de sever, acı çeker sonra akıllanır ama bi daha aynı hataya düşmez ya da öle bişe işte.Yani senin o anki dugularında geçmişte yaşadığın şeylerin etkisi vardır.Ne demek seni ondan önce tanısaydım, yok öle bir şey.Demekki sen beni önce tanısaydın sevmeyecektin, ya da senin beni sevmen için önce onu sevmen gerekiyormuş, o senin bana gelmen de bi araçtı belki de.vs vs...(ben olarak konuşuyorum da belirtiim şu an ya da yakın bi geçmişimde öle bişe olmadı, sadece örnek veriyorum ben=)).
Ama ilişkiye başlamak için tabiki en muhteşem üçlü doğru zmn, doğru yer ve doğru kişidir.Yani evet bence de mesela başka bi ortamda tanısan sevebileceğin birini o an bulunduğun ortamda hiç sevmeyebilirsin ya da daha önce hayatta hoşlanmayacağın birisinden zmn geçtikçe, sen değiştikçe, sen yavaş yavaş farklı bi insan oldukça hoşlanabilirsin.Evet evet var böle bişe.
Ama ama tabiki en önemlisi doğru kişi olayı.Bu doğru kişi nasıldır, nerdedir bilinmez ama bence mekan da zaman da yanlış olsa da o an olmasa bile eninden sonunda bulunur, eğer sizin için cidden doğruysa.(Yok yaws bulunur mu acaba cidden?!)De işte bi de hiç hesapta olmayan şöle bişe var, o da tüm doğru zmn,mekan,kişi olayının hepsinin birden ters olması.Yanlış zmn, yanlış yer ve yanlış kişi en kötü durumdur işte.Sen olmak istemediğin bi yerde ya da mesela alışık olmadığın bi yerde dielim, zamansız bi şekilde bulunuyorsan heh işte aynen yanlışın doğruyu götürmesi gibi ya da ne biliiim aslında her şey kötü olan bi durumda rölatif olarak daha ii olanın sana çok ii gelmesi gibi üçüncü eleman (ve en önemli eleman)olan 'kişi' olayı ne kadar yanlış olsa da sana o an doğru olarak gözükebilir.Ya da doğru gözükmese bile, dier iki eleman kötü ya işte o yüzden sana normalde gözkmesi gerektiği kadar yanlış gelmez.Kesinlikle en kötüsü budur işte.
O zmn bi kamyon yazısıvari cümle vardı:Bazen olmaz; hayat istediğini sunmaz, sunsa da uymaz. Ya zaman yanlıştır; ya mekan. Belki de insan.
Ama yine de her zmn, her insana bu üçlü beraber sunulmuyor, yani illa her zmn olduğu gibi eksikler oluyor da ne dielim en azından kişi doğru olsun da dier ikisi daha tolere edilebilir en azından.


biterken:jeff buckley-we all fall in love sometimes 

aynen öyle

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?

Değil, vallahi değil.
Bir iş var bu işin içinde.
                                  o.v.k.
evet evet ruh halim aynen böyle.sürekli ortada öforik öforik geziyorum.komik komik.esraaa yollar ne güzel di mi, yaa şu denize bak ne kadar güzel, off şuraya baksana tepkileri veriyorum, ya da  olsun ben şu an ist.teyim ya yollar tıkalı olsun saatlerce yolda bekleyelim sorun deil, olsun bursadayım ya otobüs geç gelsin sorun deil ben beklerim...vs şeklinde onlarca cümle kuruyorum gün içinde oldukça polyanavari gözüken.ama işin garibi    -ve de ii  yanı- bunları öle kendime teselli olsun die söylemiyorum, gerçekten öyle hissediyorum-maşallah- yani ağrıdan sonra her şey o kadar değişik ve güzel görünüyor ki, her şey...hep böle dvm eder umarım, ne diiim.evet evet bi iş var bu işin içinde=))
biterken:model-bak bir varmış bir yokmuş

istanbul'a gider(i)ken

'
-'Ama sizin kalbiniz yerinde değil,' dedi elini göstererek şoför.
O zmn hatırladı kalbini Bayan Fildişi.Kalbini geri almayı unutmuştu Bay Yalnız'dan.
-'Boş ver!Bu bi felaket deği,'dedi omuz silkerek.
Çantasını açıp yeni bi kalp çıkardı içinden.
Bir farkını bulamazdı kimse bu yedek kalbin diğerinden.
-'Şimdi tmm mı?' diye sordu şoföre arabaya binerken.
-'Hem de tastamam,'dedi bir gözü bantlı şoför kapıyı nezaketle kapatırken.
                                                                                                                  '
Yolun ilk yarısını uykudan gözlerimi açamaz bi halde gittikten sonra Hendek yakınlarında bi yerde mola verdi otobüs.Geçen sene de aynı yerde durmuştu, tamı tamına bi yıl önce İstanbul'a geldiğimde de.Sırf bu yeri görmek için bile otobüsle gelinebilir İstanbul'a die düşündüm.Moladan sonra uykumu zaten aldığım için uzun zmn.dır okumak istediğim ama her şei yaptığım gibi onu okumayı da 'sınavdan sonra'ya bıraktığım kitabımı aldım elime, bi süre okuduktan sonra başımı kaldırdım, yollar o kadar güzeldikii.Allah ım buralar hep böyle güzel miydi, yoksa bana şimdi böyle mi geliyor?Ağrı'nın dağlık,kurak,çıplak yollarından sonra çok çok güzeldi bu yollar.Bırak kitabı onu evde de okursun,şimdi etrafına bak dedim kendime, taktım kulaklıkları müzik kanalını açtım.Leyn bizim zamanımızda otobüsler böyle güzel değildi, bursa-ankara yollarında gidip gelmemden sonra ne çok şey değişmiş die geçirdim içimden.Baktım, baktım.Sadece baktım yollara.Ama öyle bi öforik halim vardıki heralde kimseye anlatamam ruh halimi.Hani Allah korusun kötü bişe yaşadıktan sonra iiliğe çıktıktan sonra her şey güzel gözükürya insana, baktığım her şey daha bi güzel sanki.Maşallah.Hatta o kadar ki, yanımdaki kadını kollarından sarsıp bak bu yollar o kadar güzelkii, kıymetini bil bu yolların diyesim geldi.Komik bi şekilde, sanki her şei ilk defa görüyormuşum gibi bi halim var ağrıdan döndüğümden beri.Hadi bakalım hayırlısı.
O deil de bi de bu kadar zmn sonra hatta hatta bu kadar teşebbüsten sonra(malum ağrıdayken yıllık iznimi İstanbulda geçirmeye karar verip biletlerimi aldıktan sonra hava muhalefetine uğramıştım iki kez) İstanbul çok ii gelecek.

biterken:starsailor-poor misguided fool

Cuma, Mayıs 06, 2011

bugün hıdrellezmiş

önceden hiç atlamaz,dilek tutardım gece bi gül ağacı bulup.unutmuşum.tarih hıdrellez olmuş,haberim yok.artık hıdrelleze inanmayacak kadar büyüdüm mü yoksa tüm dileklerim gerçek oldu bile mi.   


Cuma, Nisan 29, 2011

kendime notlar -1-

her fani ölümü tadacak.unutma!ve sen de bir fanisin ona göre davran.


biterken:jeff buckley-last goodbye

durum özeti

ayda9milyar aldığım zmn.lar oldu(evet oldu).şimdi beş kuruş kazanmıyorum,toplu taşıma araçlarını kullanıyorum ve hatta bazen onlara yetişmek için koşuyorum(hiç sevmediğim durumlardan/hareketlerden biridir bu), ilişki durumu olarak yalnızım, hiçbi sostal aktivitem kalmadı tek yaptığım otomatik bi şekilde her gün aynı saatlerde aynı işleri yapar bi tarzda ders çalışıyorum, uzun zmn.dır kendime hiçbişey almadım(eet alışveriş yapmak cidden bayanları rahatlatıyor kim ne derse desin), yemek yiyip sürekli oturmaya devam ettiğim için(malum ders oturularak çalışıldığı için) sürekli şişmeye devam ediyorum,cep telefonum dahil çou iletişim aracım kapalı, onca yıldır başına buyruk yaşamaya alıştıktan sonra yeniden lise öğrencisi gibi eve gidiş-geliş saatlerim dikkatli(en azından bizim zmn.ımızdaki liselerde öyleydi), çou arkadaşımla onca zmn.dır konuşmuyorum,elimde ders kitaplarıyla tüm günümü kütüphanede geçiriyorum, önümde kazanmam gereken zor bi sınav var, ama her şeye her şeye rağmen mutluyum.gerçekten.maşallah.
hani insan der ya çok mutsuzum, beni mutlu edecek hiçbişey yok die, işte eet bakınca beni mutlu edecek pek bişe yok gibi ama mutluyum lan.resmen özlemişim bu duyguyu.maşallah.insanın kafasının rahat olması böyle bişeymiş demekki.oh mis.çok şükür.
hayır işin garip yanı öle polyanavari bi düşünce deil bu, kendimi kandırmaya çalışmak da deil, sadece gerçekten öle.maşallahx2=))


biterken:reamonn-star

Cumartesi, Nisan 16, 2011

2yabancı

Son günlerde, hep görüşeceklerine, her zmn iletişimde olacaklarına dair kararlar aldılar. Herkes ‘biz de sizin gibiydik, çok yakın arkadaştık ama lise bitip de üniversiteye gidince öyle olmuyor, hele hele başka şehirlerde olursanız hiç görüşmezsiniz’ diyorlar ama onlar demek ki çok yakın deillermiş  die o zmn gerçekten inandıkları ama şimdi sadece o zmn için kendini kandırmaktan öteye gitmeyen cümleler kurdular.Hem her Ankaralı liseli gibi onların da hayalleri hep beraber istanbulda okumaktı, hiç olmadı eskişehirde, ama hep beraber.hiç birisi şehir dışına gitmedi, hepsi hangi bölüm olursa olsun ankarada kaldılar, bikaç tane ankarada okumak isteyen vardı onlar da çok istedikleri bölümlere puanları yetmeyince şehir dışına gittiler.aslında hepsi  hep beraber yakındı, ne de olsa yedi senedir beraber okuyolardı, çocukluk döneminden, başkalaşım dönemi olan ergenlik dönemine sonra da ilk gençlik yıllarına beraber girmişlerdi.okul bitti.hepsi ayrı yönlere dağıldılar.ilk zmn.larda toplu buluşmalar oluyordu, sonra sayısı gittikçe azaldı bu buluşmaların.zaten zamanında günün tümünü birlikte geçirdikten sonra yetmeyip eve gittiğinde telefonda uzun uzun konuştuğun arkadaşların hepsi yabancı olmuşlardı.sanki hiçbir şey paylaşmamış gibi öylece sessizlikler oluyordu buluşmalarda.çünkü hepsi ayrı bi dünyadaydı artık.durağan değil ki yaşamımız, aktif bi şekilde ilerlemeye devam ediyordu ama içinde hepimizin farklı insanlarıyla.bazısı buluşmalara gelmedi, ya da denk gelmediler.zaten yıllar geçtikçe buluşma sayıları azaldı.sevdikleri bi arkadaşlarını kaybettiler, hepsi oradaydı, hep beraber yeniden.hani lisede bi olay oldu mu toplanırsın ya.öle.ama bu sefer gerçekten kötü bişeydi.yıllar daha da geçtikçe artık mezuniyetler başladı mı konuşma içerikleri daha bi iş hayatına yönelik olmaya başlıyor, arada evlenenler oluyor gidersen gidenleri görüyorsun.
sonra sonra yıllar sonra, telefonundan hiçbir zmn numarasını silmediğin, hatta hala daha bastıbacak lakabıyla orada kayıtlı duran, ama hiç de aramadığın, onun da seni aramadığı, o zmn.lar çok çok yakın olduğun, ama bu iletişim çağına rağmen neden hiçbir zmn görüşmediğini bilmediğin arkadaşın yıllar sonra seni facebookta ekler, ismini görürsün 8sene sonra, gerçekten odur.sonra o 8senede ne kadar çok şey değiştiğini düşünürsün, o kadar onunla aynıyken, ortak noktadayken, o noktadan sanki anlaşmışsın gibi tamamen ters yönlere gidip,biz bi birbirimizden tamamen iletişimsiz sekiz sene geçirelim sonra hallerimize bakalım demişsin gibi…sen hayalinin mesleğine kavuşmuşsundur, ülkenin en doğusunda yaşam tarzına çok zıt bi yerde mesleğini bi süre yapıp sonra istifanı basıp uzmanlık adına ders çalışmaya evine dönmüşsündür-lise zmn.larına dönüş-, o da hayallerinin bölümünü hayallerinin okulunda okuyup, üstüne yüksek lisansını yapıp sonra yurtdışında masterını yapıp üstüne de almanyanın tübitak eşdeğeri bi kurumunda çalışıyordur.o nerde, sen nerde.ikiniz de aynı noktadayken, bu kadar ayrı olmak.
Düşündürüyor insanı, bi garip ediyor.


biterken:tnk-söyle ruhum  

Perşembe, Nisan 14, 2011

yapmayın

  • kütüphaneye topuklu ayakkabı giymeyin,giydiyseniz de adabınızla efendice parmak ucunuzda yürüyün, millet sizin tak tak sesinizi çekmek zorunda deil.o ayakkabıyı ayağınızdan çıkarıp, topuğuyla kafanıza tak tak vurasım geliyor.
  • dışarda ağzınızı bi metre yaya yaya sakız çiğnemeyin, hadi çiğniyorsunuz balon şişirip patlatmayın bari.valla bak çok iğrenç oluyorsunuz.tam balonu şişirmişken, balon en büyük çapına ulaştığında avcumun en ortasıyla o palonu patlatmak istiyorum,balon hala ağzınızdayken.
  • sihirli, büyülü saçma diziler çekmeyin.ya da çekin çekin.en son çocuk intörnüyken, pediatrik onkoloji kliniğinde vizitteyken tüm çocuklar o dizileri izliyordu, işte o an iiki bu diziler var dedim, yoksa hastanede yatan onca çocuk nasıl vakit geçirecek.sırf o hasta çocuklar için katlanabilirim o dizilere.
  • çocuklarınızı doktor yapmayın.sakın yapmayın.
  • su tesisatı birbirine bağlı olmayan evler yapın.birisi banyodayken, evin dier ucundaki mutfakta sıcak su kullanılırsa banyodaki kişinin suyu kesilmesin.çok mu zor bunu yapmak.
  • yaşlılara kötü davranmayın.valla ya.Allah ömür verirse bi gün herkes istese de istemese de yaşlanacak.kötü davranmaya dvm edenler de çok uzun yaşasın, onlara çok kötü davranılsın sonra da.
  • yolda karşı istikamette elinizde etrafa saldırganca yaklaşan, gücü sizden fazla olan köpeğinizle birine doğru yürürken, karşınızdan gelen kişi köpeğinizden korkunca korkma korkma bişey yapmaz demeyin.ne biliyosun, sen köpeğin yerine neden karar veriyorsun ya da doğasında ısırmak olan bi hayvanın ısırmayacağını nasıl söyleyebiliyorsun.
  • çocukların ellerine her şeyleri alıp oynadıkları parklara -genellikle köpek olmak suretiyle başka hayvanlar da olabilir-  hayvanlarınzı getirip, onları gezdiriyosunuz ya,sonra onlar da haklı olarak ortalığa pisliklerini yapıyorlarya, millet sizin köpeğinizin pisliğini çekmek zorunda mı, ona basmadan yürümeye çalışmak zorunda mı.yapmayın yaws.he bazısı elinde naylon torba, hayvancağızın peşinden pislikleri topluyor.eet eet var böyleleri de.ne güzel.aferin size.
         (şu son iki maddeden sonra hayvanları ne kadar sevdiğim de (!) anlaşılmış oldu.ama yok yanlış anlaşılmasın hayvanları sevmio deilim, ama sevio da deilim.nötrüm dielim.yine de ne olursa olsun tüm canlılara zarar vermeye de karşıyım.)


biterken:aysuda ülkü zeren-ne güzeldik oysa biz

Pazartesi, Mart 21, 2011

garip 1 veda havası

Aslında hiç hayal ettiğim gibi olmadı, baştan itiraf edeyim.
Ben buradan gideceğim gün için birbuçuk yıldır resmen geri sayım yaparken, o gün (yani bugün) geldiğinde  bu kadar zorlanacağımı tahmin edemezdim tabiki.Ama zormuş be.Her veda gibi bu da zormuş.
Evet başından beri şikayet ettim, nefret ettim, kızdım, üzüldüm.Ama tabiki güzel şeyler de oldu,çok şeyler öğrendim.
Türkü dinlemeyi öğrendim, mesleğimi öğrendim, hastalarla muhatap olmayı öğrendim,ahmet kaya parçalarını sevdim, çok özlem çektim, gurbeti gördüm,doğuda yaşamı gördüm ve öğrendim(bayan doktor olarak), şemmame oynamayı öğrendim, van gölünün aslında göl değil deniz olduğunu ( =) )öğrendim, hiç tanımadığım, bilmediğim, yaşamaya alışkın olmadığım bi hayatta yaşamayı öğrendim, kötü bir yerde zorlu bir dönemde mutlu olabilmeyi öğrendim.Yalnız olmadığım için, sevmenin zor olduğu bu yeri, sevdiklerim olduğu için sevebilmeyi öğrendim...
Ben sevdim burdakileri ama daha da önemlisi belki de kötü olanı ben buraya alışmışım farketmeden, istemeden...Şarkıda da dediği gibi 'alışmak sevmekten daha zor geliyor' ( =)-bak işte bu cümleyi bile öğrendim- )çünkü belki de gerçekten.Çünkü alışkanlıklardan vazgeçmek daha zor.

Bana bu duyguları yaşatan, birbuçuk yıllık yaşamımda benimle olan herkese çok teşekkür ederim.İiki siz vardınız, iiki sizi tanımışım.Hepiniz hakkınızı helal edin.
Xwedê ji te razî be , xatirê te Tutak.

biterken:hozan beşir-gelmiş bahar

Çarşamba, Mart 16, 2011

vedalaşılacaklar listesi

  • aile hekimliğinden usulsüz bi şekilde istifa edip,yasal süreç olan iki ayı beklememeyi tercih ettiğim için yaklaşık 3 haftada eski kadroma döndüm.(evet bekletilmemiş(!)halim bu).tabi artık tutak merkez sağlık ocağı die bişey olmadığı için tutak toplum sağlığı merkezine çekildim.tebligat bana ulaşır ulaşmaz da kadrodan da istifa ettim bugn.dün de sağlık müdürlüğündeydim bu istifa işleriyle uğraşmak için.(dün derken 14martı kastediorm aslında) dün malum tıp bayramıydı.biz de sanki misilleme yaparcasına, istifa edenler-tusu kazananlar derken bizim ilçeden 9 doktor ayrılış yaptı ya da istifa dilekçesini verdi.sizin istifanızı kabul etmicez dr. hanım dediler, ii de ben tsm ye çekildim bile ve şimdi de burdan istifamı verip beklemeden gidicem dedim.hayır sizi bir ay daha tutucaz dediler, ben de kalmıcam her türlü yaptırımı göze aldım dedim.biraz bağırış oldu tabi.sonra da ağız değiştirip dr hanım, bizim dr açığımız olduğu için sizden rica ediyoruz işin aslı, bir ay daha kalmanız için dediklerinde içimden acaba şaka mı bu die geçirdim bi an, kusura bakmayın kalmıcam dedim.sonra atamadaki çalışanlara kızdılar nasıl benm tsm ye çekiliş yazım bana tebellü edilirmiş, müdürlük aslında tebligat sürecini uzatıp beni bekletecekmiş.komik insanlar.personel şube sorumlusuna, bakın kimse ağrıya gelmek bile gelmiyor, gelen bi ay sonra istifa ediyor,ben bibuçuk yıldır burdayım her gelen dr bu kadar kalsa ağrı ihya olur dediğimde de ben 21 yıldır burdayım ama die cevap veren ağrılı olan ve sağlık memuru mu yoksa çevre sağlık teknisyeni mi ne bilmiorm ama gelip doktorların personel şube şefi olan o adamın çok şakacı olduğundan şüphem kalmadı.neyse işte, ufak tefek şeylerden sonra pek bi işim kalmadı denebilir ama en son kısım kaldı(ve de belki en zor):vedalar. kendimi sanki hani bi yere çağrılacak kişiler için bi davetiye listesi hazırlanırya, onun gibi veda edilecekler listesi hazırlar gibi hissediyorum.kafamda sürekli bi veda edilecekler listesi dolanıyor.onu da unutmiim, diğerlerini de göriim..ona şunu aliim, a başkasını da unutmiim..garip bi haller içindeyim.
  • sağlık ocağına gittim bugün, kalan eşyalarımı toplamak için.ilaç yazdırmaya bi amca geldi.tanıdık bi yüzdü zaten.önce girer girmez hocam sen bana bi ilaç yazmıştın,Allah senden razı olsun o ilaç çok ii geldi,ii oldum dedi.Sonra hemşirem de ama amca artık dr hanım ilaç yazmıyor dedi.Ben de 'amca ben artık istifa ettim,ilaç yazamıyorum,görevi bıraktım'dedim amca da 'niye hocam milletvekili adayı mı olacaksınız yoksa' dedi.o kadar güldüm ki,sonra amca da bana eşlik etti,karşılıklı gülüştük.malum yakında seçim olduğu için milletvekili adayı olacakların memurluktan istifası yaygın bu aralar, ama yine de amca şaşırttı beni, güldürdü çokça.


biterken:cem adrian-kimler geldi kimler geçti(biz de gelip geçerken-bir dönemi daha kapatırken-)